Perde arkasında şekillenen bir dizi skandal, İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda büyük bir şok etkisi yarattı. Sosyal medyada ‘hak, hukuk, adalet’ sloganları atan Levent Üzümcü’nün, yönetimdeki ilk günden itibaren kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği, kurumun kaynaklarını israf ettiği ve çalışanlara yönelik baskıcı bir yönetim sergilediği iddiaları ortaya atıldı. İlker Gezici’nin manşetinde yer alan bu gelişme, tiyatro camiasında büyük tartışmalara yol açarken, etik ve mali konulara da dikkatleri çekti.
Üzümcü’nün göreve gelmesiyle birlikte maaşı, devletteki diğer genel sanat yönetmenlerine kıyasla 10 katı kadar yüksek bir seviyeye çıkarıldı. Bu durum, kurum içindeki çalışanlar arasında büyük bir hoşnutsuzluğa neden oldu. Eski genel sanat yönetmeni Yücel Erten döneminde 36 bin lira maaşla ayrılan Üzümcü, görevi devraldıktan hemen sonra 175 bin lira gibi astronomik bir ücret almaya başladı. Bu artışın yanı sıra, Üzümcü’nün kendi için Alsancak’tan lüks bir daire, yardımcısı Harun Bey için de ayrı bir daire talep etmesi, belediyeden 3 adet araba için otopark kullanımının ücretsiz hale getirilmesi gibi lüks harcamalar da tartışma yarattı. Bu durum, tiyatro bütçesini ciddi oranda zorlamış ve kurumun mali dengesini olumsuz etkilemişti.
Bu skandalın perde arkasında, tiyatrodan haksız yere atılan kişilerin olduğu, çalışanlara yönelik mobbing iddialarının olduğu ve birçok insanın mağdur edildiği yönünde kulislerde dolaşan bilgiler bulunuyordu. Üzümcü’nün, kendi gibi olmayanları ve düşünmeyenleri tiyatronun dışına iten bir zihniyetin temsilcisi olduğu, ‘özgürlük ve adalet’ dersi vermeye kalkması ise tam bir ironiydi. Bu durum, tiyatro dünyasında bir uyarı niteliği taşıyordu: Güç eline geçince, etik değerlerden ve sorumluluklardan uzaklaşmanın sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini gösteriyordu.