Suriye’nin gizli servisleri tarafından düzenlenen bir operasyon sonucunda yakalanan Mihraç Ural, yıllardır uluslararası terör örgütleriyle bağlantılı olduğu ve çeşitli saldırıların planlanmasında rol oynadığına dair şok edici bilgileri gün yüzüne çıkardı. Ural, Suriye’nin sahil bölgelerinde yaşanan katliamlardan Reyhanlı’daki ölümlere uzanan bir zincirin sadece bir halkası olarak ortaya çıktı. Yakalanması, güvenlik birimlerinin bu uzun süren soruşturmada önemli bir dönüm noktası oluşturuyor.
Suriye Genel İstihbarat Teşkilatının operasyonuyla gözaltına alınan Ural’ın, kaçış planı yapan bir suçlu olduğu ilk bilgilere göre değişiyor. Ural’ın, farklı ülkeleri hedef alan kaçış girişimlerinde bulunurken, aynı zamanda çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı olduğu ve Suriye’deki siyasi istikrarsızlığa doğrudan katkı sağladığına dair iddialar artıyor. Ural’ın tutuklanması, 11 Mayıs 2013’te Reyhanlı’da meydana gelen ve 52 vatandaşımızın canını yitirdiği patlamanın ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmak için başlatılan kapsamlı soruşturmanın ilk adımını temsil ediyor.
1956 yılında Antakya’da doğan Ural, 1982’de Suriye’ye kaçışıyla birlikte, ülkenin siyasi ve güvenlik ortamında önemli bir figür haline geldi. Eski Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed’in kardeşi Cemil Esed ile yakın işbirliği içinde olan Ural, Arap Baharı sonrası Suriye’deki halk hareketleri sırasında “İskenderun Sancağının Kurtuluşu İçin Halk Cephesi – Suriye Direnişi” gibi silahlı yapılanmaları desteklemiş ve bu grupların liderliğini yapmıştır. Ural’ın adı, Lazkiye çevresindeki milis gruplarıyla birlikte 3 Mayıs 2013’te Banyas ve Beyda’da yaşanan ve yüzlerce insanın hayatını kaybettiği katliamlara kadar uzanan bir dizi olayın sorumlusu olarak biliniyor.
Ural’ın, Reyhanlı saldırısıyla da bağlantılı olduğu iddiaları, Adana Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan iddianamede yer alıyor. İddianamede, Ural’ın saldırıyı devrik Beşar Esed rejiminin istihbaratıyla birlikte planladığına dair güçlü delillerin bulunduğu belirtiliyor. Ayrıca, Ural’ın, 1970’te kurulan yasa dışı Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nden (THKP-C) kopanların oluşturduğu THKP-C/Acilciler örgütünün kurucuları arasında yer aldığı ve uzun yıllar boyunca örgütün önde gelen yöneticilerinden biri olduğu da ortaya konuluyor. Bu bilgiler, Mihraç Ural’ın terör dünyasındaki etkisinin ne kadar derin olduğunu ve karmaşık bir ağın merkezinde yer aldığını gösteriyor.