Ankara’da diplomatik bir yoğunluk yaşanıyor. Millî Savunma Bakan Yardımcısı Alpaslan Kavaklıoğlu, ABD’nin Washington’daki AUSA 2026 etkinliğinde CNN TÜRK ABD Temsilcisi Yunus Paksoy ile gerçekleştirdiği görüşmelerde, uzun süredir devam eden F-35 savaş uçağı programı ve bu programın beraberinde getirdiği CAATSA yaptırımları kritik bir noktaya geldi. Görüşmeler, sadece uçakların teslimatı ile ilgili değil, iki ülke arasındaki daha geniş savunma stratejileri ve ittifak ilişkileri üzerinde de şekillendiriliyor.
Kavaklıoğlu, Pentagon’daki ve ABD savunma sanayii temsilcilerinden oluşan heyetle yaptığı toplantılarda, Türkiye’nin F-35 programına katılımıyla ilgili son gelişmelerin detaylarını aktardı. Özellikle, Türkiye’nin programdan çıkarılmasının ardından, 2018’de üretimi tamamlanan ancak henüz teslim edilemeyen 6 adet F-35A savaş uçağının akıbeti ve bu uçakların teslimatı konusundaki yoğun temaslar devam ediyor. Bu süreçte, Türk mühendislerin bu uçakları incelemesi ve olası bir yeniden entegrasyon için teknik değerlendirmeler yapması da hedefleniyor.
Görüşmelerde, yaptırımların etkileri ve bu yaptırımların kaldırılması için atılması gereken adımlar da detaylı bir şekilde tartışıldı. ABD’nin uyguladığı CAATSA yaptırımları, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasıyla birlikte daha da yoğunlaşmış, F-35 programından Türkiye’nin çıkarılmasına yol açmıştı. Ancak, Kavaklıoğlu, tarafların bu konudaki hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak, çözüm için diyalog yollarını aramaya devam ettiğini vurguladı. Bu süreçte, iki ülke arasında ortak üretim, yatırım ve NATO müttefikleriyle iş birliği konuları da gündeme geldi.
Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılma hedefi, sadece bu uçakların teslimatı ile sınırlı değil. Bu yeniden katılımın, S-400 meselesinin nasıl çözüleceği ve daha geniş bir çerçevede Türkiye’nin savunma sanayiindeki gelişmeleri de kapsayan bir stratejik hedefler listesi oluşturması gerektiği de açıkça ortaya koyuluyor. Kavaklıoğlu, Türkiye’nin savunma sanayiinin son yıllardaki ilerlemesinin, ABD’li muhataplar tarafından da takdir edildiğini ve bu nedenle doğrudan diyalog kurmanın ve görüşmeleri sürdürmenin önemini vurguladı. Ancak, mevcut müzakerelerin henüz kesin bir sonuç doğurmadığı ve sürecin devam ettiğinin altını çizdi.