Türkiye siyaset sahnesinde 2028 seçimlerinin takvimi ve yeni anayasa düzenlemesi konusundaki tartışmalar alevlendi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Çankaya Köşkü'ndeki basın toplantısında, bu konulardaki son gelişmelerle ilgili kapsamlı açıklamalar yaptı. Uçum, 2028 seçimlerinin Mart veya Nisan ayında gerçekleşeceğinin kesinleştiğini duyurarak, sürecin temel hedeflerini ve potansiyel zorluklarını da vurguladı.
Yeni anayasa tartışmaları, 1 Ekim 2026’dan itibaren resen başlayan ve halkın ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda şekillenecek bir sürecin başlangıcıyla birlikte hız kazandı. Uçum, Meclis’in açılışında Cumhurbaşkanı tarafından vurgulanacak olan yeni anayasanın, demokratik siyasi mecralarda, fikirlerin somut bir zeminde tartışılması ve geniş bir uzlaşıyla kabul edilmesi gerektiğini belirtti. Taslaklarda Cumhurbaşkanı'nın seçilme yeterliliği ve görev süresine ilişkin bir değişiklik öngörülmediğini ve iki dönem şartının korunacağını ekledi. Anayasanın halk oylamasına sunulması hedeflenmekte olup, referandumsuz yürürlüğe sokulmasının mümkün olmadığını vurguladı.
Uçum, infaz hukuku ve çalışma hayatına yönelik düzenlemelerle ilgili de önemli bilgiler paylaştı. Adalet Bakanlığı bünyesindeki teknik çalışmaların, cezaevlerindeki yoğunluk ve mevzuatın karmaşıklığı nedeniyle reform ihtiyacını ortaya çıkardığını belirtti. Yeni infaz rejiminde mağdurların ve hükümlülerin durumunun birlikte gözetileceğini ve tatmin edici, adil bir infaz rejimi hedeflendiğini ifade etti. Bu süreçte, siyasi iradenin rolünün de kritik bir öneme sahip olacağını vurguladı. Anayasa sürecinin, 29’uncu Yasama Dönemi’nde, 600 milletvekili onaylamasıyla halk oylamasına sunulması hedefleniyor.
Terörsüz Türkiye adımıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Uçum, Millî Güvenlik Kurulu kararının yıl bitmeden ilan edilmesini kuvvetle muhtemel gördüğünü ve sürecin 2027’nin ilk yarısı tamamlanmadan hayata geçirilmesi beklentisi içinde olduğunu dile getirdi. Silahsızlanma ve Siyasallaşma Alt Komisyonu’nda Abdullah Öcalan’ın koordinatör olarak görevlendirilebileceği ihtimali değerlendiriliyor. Bu görevlendirmenin, hükümlülük statüsünü değiştirmediği ve infaz sürecinin askıya alınmadığı vurgulandı. Bu kapsamda, infaz hukukuyla ilgili teknik çalışmaların devam edeceği ve mağdur ve hükümlülerin haklarının birlikte gözetileceği belirtildi. Sürecin, siyasi irade ve halkın beklentileri doğrultusunda ilerlemesi hedefleniyor.