İstanbul, 14 Ekim 2026'da görülmek bilmeyen bir afetle sarsıldı. Şehir, son 41 yılın en yoğun yağışını yaşarken, altyapı sistemleri çöktü, ulaşım durdu ve hayat normale döndü. Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) ve İçişleri Bakanlığı'nın koordinasyonlarıyla başlatılan çalışmalar, su baskınlarının etkilerini azaltmaya yönelik yoğun tempoyla devam ediyor.
Sadece 24 saatte, İstanbul'un yıllık yağış ortalamasının neredeyse üçte biri, yani yaklaşık 659,4 kilogram, kente yağdı. Beykoz, bu tarihi baskının vahametini en çarpıcı şekilde gösteren ilce oldu. Metrekareye 273,1 kilogram yağışın düştüğü Beykoz'da, suyun şiddetli akıntısıyla birlikte sokaklar ve caddeler sular altında kaldı. Sarıyer ve Eyüpsultan'da da yağış miktarı 200 kilogramın üzerine çıkarak, bölgedeki yaşamı olumsuz etkiledi. Bu durum, İstanbul'un altyapısının, böyle bir yoğunluğa karşı ne kadar savunmasız olduğunu gözler önüne serdi.
Meteorolojik veriler, bu felaketin boyutunu daha da net bir şekilde ortaya koyuyor. MGM'nin uzun yıllar süren verilerine göre, İstanbul'da yılda metrekareye düşen ortalama yağış miktarı 659,4 kilogramdır. Ancak 14 Ekim'deki aşırı yağış, bu rakamı kat kat aştı. İlçe bazında kaydedilen en yüksek yağış miktarları, Beykoz (273,1 kg/m²), Sarıyer (208,1 kg/m²), Eyüpsultan (202,8 kg/m²) ve Arnavutköy (125,9 kg/m²) gibi değerlerle tarihe geçti. Bu rakamlar, İstanbul'un sadece bir günde, normalde yılın büyük bir bölümünde alacağı yağışın tamamını barındırmış gibi duruyor. Bu durum, su yönetimindeki eksikliklerin ve altyapı yetersizliklerinin ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
Meteorolojik hesaplamalar, metrekareye düşen her 1 milimetre yağışın 1 kilogram suya karşılık verdiğini belirtiyor. Beykoz'da kaydedilen 273,1 kg/m²lik değer, ilçedeki her bir metrekarelik açık alana, yaklaşık 27 damacana dolusu su döküldüğü anlamına geliyor. Bu, sadece bir ilçedeki suyun etkisini gösteriyor; tüm şehirde durum daha da vahim olmalı. Yetkililer, altyapı sınırlarını zorlayan bu durumu düzeltmek ve su tahliye çalışmalarını hızlandırmak için yoğun çaba gösteriyor. Hasar tespiti ve onarım çalışmaları, şehrin normale dönmesi için kritik öneme sahip.