TBMM KİT Komisyonu’nda, Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) geçmiş yıllardaki yönetimindeki değişimler ve bu değişimlerin arazisi üzerindeki etkileri üzerine yoğun bir tartışma yaşandı. YENİ Parti’nin Çorum milletvekili Mehmet Tahtasız, komisyona AOÇ’nin 22 bin 428 dekarlık bir arazi kaybını hatırlatarak, bu durumun devam etmesini engelleyecek adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Tahtasız, mevcut yönetim tarafından gerçekleştirilen projelerin, Ankara halkının mirasının korunması yerine, hoyratça yok edildiğini ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade etti. Özellikle Ankapark, Cumhurbaşkanlığı Sarayı gibi büyük ölçekli yapılar ve eski bakanın vakfına bağışlanan arazilerin AOÇ’nin arazisi içerisindeki yer alması eleştirildi.

Tartışmanın merkezinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın AOÇ arazisinde cami inşaatı planı yer aldı. Bu plan, Ankara Büyükşehir ve Çankaya belediyelerinin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle şiddetle karşı çıkmasına neden oldu. Tahtasız, bakanlığın bölge halkının talebine dayanarak bu planı meşrulaştırmasını eleştirerek, aslında karşılanması gereken şeyin, yasaya aykırı imar planı değişikliği olduğunun altını çizdi. Ayrıca, Medipol Üniversitesi inşaatı gibi AOÇ arazisine yapılan diğer projelerin de sorgulanması, mülkiyeti AOÇ’ye ait araziye kanuna aykırı iş ve işlemlerin neden yapılması gerektiği gibi soruların gündeme gelmesi tartışmayı daha da derinleştirdi.

Komisyonda yer alan diğer katılımcılar da farklı görüşler sundular. AKP Karabük milletvekili Durmuş Ali Keskinkılıç, 2006 yılında çıkarılan AOÇ yasasıyla Atatürk’ün emanetinin korunmasına yönelik çaba gösterildiğini savundu. Keskinkılıç, iktidarlar döneminde AOÇ’nin korunmuş olduğunu ve bu yasa ile bir metrekare bile olsa arazinin başka birine geçmediğini ifade etti. Ayrıca, 12 Eylül dönemindeki olayların Atatürk’ün mirasının paramparça edilmesine yol açtığını hatırlatarak, AK Parti iktidarının bu mirası en iyi koruyan aktör olduğunu belirtti. AOÇ Müdür vekili Mustafa Süslü ise Medipol Üniversitesi arazisinin 1983’te AOÇ’den çıkarıldığını ve o tarihten sonra AOÇ’den hiçbir arazi satışı veya tahsisi yapılmadığını savundu. Cami projesini ise “halkın günlük insani ihtiyaçlarına yanıt veren kamusal hizmet ve kamu yararı adımı” olarak tanımlarken, projenin ticari amaç taşımadığını vurguladı.

Tartışmanın sonuna doğru, AOÇ markalı ürünlerin özel sektör tarafından üretilmesi konusuna da değinildi. YENİ Parti’nin dikkat çektiği üzere, 128 ürünün 71’inin özel sektörde üretiliyor ve vatandaşlar bu ürünleri markaya güvenerek alıyorlardı. Süslü, ürünlerin bir bölümünün marka hakkıyla farklı tesislerde üretildiğini kabul ederek, “şu anda yediğimiz dondurma dahi bizim kendi tesislerimizde yapılan ürünlerdir” şeklinde yanıt verdi. Bu durum, AOÇ’nin imajının ve markasının özel sektör tarafından nasıl kullanıldığına dair önemli soruları beraberinde getirdi.”}p>