Avrupa Türk Gazeteciler Birliği (ATGB), Almanya merkezli bir sivil toplum kuruluşu, son dönemde Türkiye’de yaşanan medya operasyonlarına sessiz kalmadı. Halk TV’ye yönelik yapılan polis baskını, ardından gelen kayyım atanması ve canlı yayınların durdurulması üzerine ATGB, güçlü bir açıklama yayınlayarak bu durumu açıkça kınadı. Açıklamada, ifade özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğu ve bu hakkın ihlal edildiği vurgulandı.

ATGB Başkanı Recai Aksu’nun imzasıyla yayımlanan açıklamada, “Tele1’in ardından Halk TV’nin de susturulması, muhalif seslere karşı uygulanan acımasız bir politikayı daha gözler önüne seriyor. Gazetecilik, yasal sınırları içinde yapıldığında, bir suç teşkil edemez. İktidarın, eleştirel bir bakış açısını engelleyebileceği ve farklı düşünceleri bastırabileceği bir zihniyeti maalesef sergilediği açıkça görülüyor” denildi. Açıklamada, toplumun haber alma özgürlüğünün engellenmesi ve demokrasinin temel ilkelerinin ihlal edilmesi konusunda endişeler dile getirildi.

Açıklamada, Türkiye’deki son yıllarda medyaya yönelik uygulanan baskıların istatistiksel verileri de yer aldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) verilerine göre, son 24 yılda 12 bini aşkın gazeteci işsiz kaldı, yüzlerce yayın organı kapatıldı ve bine yakın gazeteci tutuklandı. Ayrıca, son 70 günde 25 gazetecinin gözaltına alınması, 10 gazetecinin tutuklanması ve 2 gazeteciye ev hapsinin getirilmesi gibi olaylar da vurgulandı. Bu durum, basın özgürlüğünün ciddi bir şekilde kısıtlandığını ve gazetecilerin ifade özgürlüğünü kullanmaktan korktuğunu gösteriyordu. ‘Ailem Güvende’ operasyonları ve fon krizine ilişkin haberlerin de bu baskının bir parçası olduğu belirtildi.