Antakya’nın kalbinde, 6 Şubat’ın acı hatıralarını barındıran Selim Köse Apartmanı davasında önemli bir gelişme yaşandı. 6 yıl önce inşa edilen ancak depremde yıkılarak 43 canın tümdiyetine sebep olan olayla ilgili açılan davada, mahkeme heyeti, eksikliklerin giderilmesi amacıyla savcılığa dosyanın gönderilmesi kararı aldı. Bu kararla, sanıkların sorumluluğunun belirlenmesi sürecinde önemli bir adım atılmış oldu.
Mahkeme, sanık Hasan Köse, şantiye şefi Mehmet Ezer, yapı denetim firması yetkilisi ve statik uygulama denetçisi Eysem Ezer ile kontrol elemanı Gülseren Altundağ Tatlı hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan yürütülen davada, sanıklar ve taraflar önceki beyanlarını tekrarladı. Müşteri temsilcisi Yağmur Suadiye Dalğıç, yargılamanın 3,5 yılı aşkın süredir devam ettiğini ve adil bir yargılama talep ettiğini belirtti. Avukat Berker Mutaf, bilirkişi raporlarında sanıkların “asli kusurlu” olduğu tespit edildiğini vurgulayarak, sanıkların tutuklanmasını ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun araştırılmasını talep etti.
Yargılama sürecinde, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler ve uzman görüşleri önemli bir tartışma konusu haline geldi. Sanık avukatları, yeni ve kapsamlı bir rapor alınmasını talep etti. Avukatlar, müvekkillerinin adli kontrol tedbirlerine uyduklarını ve tutuklama taleplerinin reddedilmesi gerektiğini savundu. Ancak, ODTÜ’lü bir profesörün uzman görüş raporunun bilimsellikten uzak ve taraflı olduğu iddiasıyla birlikte, rapor üzerindeki şüpheler daha da arttı. Bu profesörün, depremin birinci nedenini ahlaksızlık olarak tanımladığı ve sanıkların “kusursuz” olduğuna dair raporlar hazırladığı bilgisi, yargılanmayı daha da karmaşık hale getirdi.
Mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve yeni bir bilirkişi raporu alınması için savcılığa dosyanın gönderilmesine karar verdi. 2 Aralık’ta yapılacak duruşma ertelenirken, taraflar ve avukatlar sürecin devamlılığı için çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bu kritik karar, davada sanıkların sorumluluğunun belirlenmesi ve mağdur ailelerin hak taleplerinin değerlendirilmesi açısından büyük önem taşıyor.