Türkiye’nin medya sahnesinde yaşanan ve yankı uyandıran gelişmelerin ardından Halk TV’nin çalışanları, kanalın kapısına veda etmek yerine, farklı bir strateji belirledi. Sabah saatlerinde kayyum atanarak yayınları askıya alınan Halk TV’nin Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş ve ekibi, kanalın YouTube hesabından yayınladıkları özel bir video ile yaşananları değerlendirdi. Bu veda, sadece bir kapanış değil, aynı zamanda alternatif mecralarda sesini duyurma kararlılığının da sembolü oldu.
Toktaş, kayyumun gelmesiyle birlikte kanalın yaklaşık 20 yıllık yayın hayatının gece yarısı düzenlenen bir operasyonla sona erdirildiğini vurguladı. Çalışanlarla birlikte hazırlanan video mesajında, duruma tepki olarak kanalın YouTube kanalı için bir veda videosu oluşturduklarını belirttiler. Bu hamle, halka iletilemeyenin acısını dindirmek ve kanalın değerini korumak amacıyla yapıldı. Toktaş’ın ifadesiyle, “Yayında veda edemedik, ancak sesimizi duyurmaya çalışacağız.”
Halk TV’nin Türkiye’nin en kalabalık ekran alanı olan kanallarından biri olarak öne çıktığını belirten Toktaş, yaşananların halkın bilgiye ulaşma haklarını engellediğini savunarak, kanaldaki gazetecilerin görevlerini yalnızca profesyonel bir yayıncılık faaliyeti olarak görmediklerini ifade etti. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu zorlu süreçleri belgeleyip, tarihin hafızasına aktarmayı amaçladıklarını vurgularken, İliç katliamı, Narin Güran cinayeti, Cerattepe ve Akbelen’deki hassas konular gibi önemli meselelere dikkat çektiler. Farklı kimliklere ve kesimlere sahip çıkan kanal, mağduriyet yaşayanların sesini duyurmayı hedefliyorlardı. İnsan hakları ihlallerini gündeme getiren, hak haberciliğine odaklanan bir yayın anlayışını benimseyen Toktaş, gazeteciliğin sona ermeyeceğini, aksine daha da güçleneceğini ifade etti.
Yaşanan baskılar ve hukuki süreçler göz önüne alındığında, Halk TV’nin geçmişte de çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldığını, çalışanlarının tutuklandığını, yayınlarının durdurulduğunu ve frekanslarının iptal edildiğini hatırlatan Toktaş, finansman kesilmesinin amaçla ulaştığı bir strateji olduğunu savundu. Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’na yönelik hamlelerle başlayan sürecin, kanalın finansmanının kesilmesiyle yayınların sona ermekle sonuçlandığını iddia etti. Gizli tanık ifadeleri üzerinden yürütülen soruşturmalara rağmen, kanalın sesini susturamayan Toktaş, “Finansman kesildiğinde bu yayınların kesilmesini istiyorlardı. Ama o da geri durmadı. Ne bizi ne de bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu’nu susturamadıkları için bugün el koydular” diyerek, yaşananların trajik bir tablo çizdiğini vurguladı. Bu olay, sadece Halk TV için değil, tüm Türkiye’nin basın özgürlüğü ve demokratik değerler açısından önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.”} attı. Kanalın ekonomik ve hukuki baskılar altında kaldığını öne süren Toktaş, sürecin Halk TV’nin sahibi Cafer Mahiroğlu’na yönelik hamlelerle başladığını iddia etti. Kanalın finansmanının kesilmesiyle yayınların sona erdirilmesinin amaçlandığını savunan Toktaş, dosyalara hâkim olduğunu belirterek çeşitli gizli tanık ifadeleri üzerinden süreç yürütüldüğünü söyledi. Toktaş, “Finansman kesildiğinde bu yayınların kesilmesini istiyorlardı. Ama o da geri durmadı. Ne bizi ne de bu kanala finansman sağlayan patronu Cafer Mahiroğlu’nu susturamadıkları için bugün el koydular” ifadelerini kullandı. Yaşananları hem Türkiye’nin gazetecilik tarihi hem de kendi meslek yaşamları açısından önemli bir gün olarak nitelendiren Toktaş, bundan sonra yayınların hangi mecralarda sürdürüleceğinin henüz belli olmadığını söyledi.