İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, günümüz ekonomisinin en kritik unsurlarının, yatırımcıların cesaretini koruyan, üretimde akıl verirken adil rekabetin temel taşlarını yükselten bir yapıda şekillenerek büyüyebileceğine işaret etti. Bahçıvan, özellikle vergi yükümlülüklerini yerine getiren, ihracatla ülkesine değer katan ve istihdamı artırarak sürdürülen üretim süreçlerinin, Türkiye ekonomisinin büyüme hikayesinin en önemli parçalarını oluşturduğunu vurguladı.

Sosyal medya platformları üzerinden yaptığı açıklamada, devletin temel gıda erişimini sağlamak gibi önemli sorumluluklarının olduğu belirtildi. Ancak, piyasa düzeninin korunmasının ve adil rekabet ortamının sürdürülebilirliğinin de aynı derecede önemli olduğunun altını çizildi. Hukukun işleyişinin, yanlış uygulamaların tespit edilerek düzeltilmesinin, ekonomik istikrar için kaçınılmaz bir gereklilik olduğu vurgulandı. Bu süreçte, hassas bir denge kurulması ve sektörlere karşı aşırı ve yıkıcı yaklaşımlardan kaçınılması gerektiği belirtildi.

Bahçıvan, bir sektöre yönelik topyekün bir itibarsızlaştırma uygulamasının, yatırım ortamını olumsuz etkileyerek, üretimde cesaretin azalmasına ve dolayısıyla ihracat ve istihdam üzerinde ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Hukukun verdiği cezaların, sadece yanlış yapanların sorumluluklarını yerine getirmesini sağlaması gerektiği ve sektörün genelini hedef alan bir yaklaşımın, ekonomik büyümeyi engellemesine neden olabileceği vurgulandı. Bu bağlamda, üretim yapan, risk alan ve ülkeye değer katan özel sektörün itibarının, stratejik bir öneme sahip olduğu ve korunması gereken bir unsur olarak kabul edildi.

Bahçıvan, “Türkiye’nin bugün en çok ihtiyacı olan, üreticisini cesaretlendiren, doğruyu denetlerken üretimi güçlendiren bir iklimdir. Çünkü bu ülkeyi büyütecek olan; kamu-özel sektör işbirliği, hukuk devleti ilkesi, adil rekabet ve güçlü bir üretim kapasitesidir. Türkiye Yüzyılı’nı; yatırımcısıyla, sanayicisiyle, üreticisiyle, çalışanıyla ve ihracatçısıyla birlikte inşa edeceğiz. Bugün üretimi kolayca incitirsek, yarın yatırım, istihdam ve ihracatı aradığımızda geç kalmış oluruz. Hukuk işlesin, rekabet korunsun, tüketici korunsun, ama üretim iklimi de mutlaka korunсун.” şeklinde önemli bir uyarı yaptı. Ekonomik kalkınmanın, hukukun ve adil rekabetin yanında, güçlü bir üretim ortamının da desteklenmesi gerektiği mesajı verildi.