Nişantaşı’nın kalabalık caddelerinde görüntülendiği anları takipçileriyle paylaşan pop yıldızı Rafet El Roman, hayata dair iç sesini basınla paylaştı. Geçmişte hayalini kurduğu, Edirne’nin Havsa ilçesinde doğduğu evi yeniden inşa etme çabası, sosyal medya ortamında beklenmedik bir tepkiye yol açmıştı. Şarkıcının bu samimi paylaşımının ardından gelen, çoğu zaman yapıcı olmayan yorumlara sitem etti ve bu durumdan ilham alarak ilginç bir düşünce sürecine daldı.
El Roman, “Karayolundan, Almanya’dan Türkiye’ye geldiğimde, bir baba ocağına uğramak istedim. Ev, yıllar içinde çökünmüş ve içimde derin bir nostalji uyandırdı. Bir müze gibi, anılarımın saklandığı bir yer yapmak istiyorum. Bu evde 4 yaşıma kadar yaşadım ve her yıl buraya gelip düşüncelerimi toplarım. Ancak bu yorumlara baktığımda, sanki insanlar kötülükten besleniyor gibi. Bir tane bile iyi yorum çıkmıyor. 'Ya benim bu kadar sevmeyenim olmaz' diye düşündüm. Bence bu kötü mesajları bir örgüt organize ediyor. Evimi paylaştım, uygunsuz bir şey paylaşmadım ki. Sanat kariyerimde kötü şeyler de yapmışımdır, insanlar eleştirmiştir, bunu anlıyorum. Ama evimi çekmişim, paylaşmışım…” diyerek, sosyal medyadaki olumsuzluğa karşı hislerini dile getirdi.
Şarkıcının, bu olumsuz yorumlara rağmen dans etmeyi bırakma kararı da dikkat çekti. “Sanki hayatlarında bir daha dans izlememiş insanlar… Sonra dedim ki ben de dans etmeyeyim, insanlar bu yaştan sonra yakıştırmıyor galiba. En son konserimde çıktım, şarkıyı söyledim, herkes dans etmemi bekliyor. 'Ben küstüm artık, o kadar kötü yorumlar geldi ki bundan sonra dans etmeyeceğim' dedim. O anda tüm salon ‘Dans, dans, dans’ diye bağırdı. Sonra anladım ki; ‘Rafet, sen seni sevmeyenleri mutlu ediyorsun, seni sevenlere baksana.’ Ondan sonra bir dans ettim, müthişti. Ben de özlemiştim, iyice açıldım,” şeklinde kendini ifade etti. El Roman, bu duruma rağmen dans etmeyi reddetmek yerine, seyircisinin beklentisini karşılayarak, kendi duygusal yolculuğunu sürdürdü.
Ayrıca, Mustafa Sandal’ın 'Saygı1' konserini de yorumlayarak, konseptin güzel bulduğunu ancak isimlendirilmesine şüpheyle yaklaştığını belirtti. “Mustafa Sandal’ı gördüm. Bir Sezen Aksu’ya, Erol Evgin’e yapabilirsiniz, bizler de katılırız o çerçevede. Belki adını yanlış koydular konserin, yoksa çok güzel bir konsept. ‘Mustafa Sandal ve Arkadaşları’ ismini koysanız daha uygundu. ‘Saygı’ olunca biraz daha bakmak lazım. Mustafa’nın da tabii 30 küsür yıldır bir sanat kariyeri var, onu da küçümsememek lazım ama bir Sezen Aksu’nun 50 yılı, Erol Evgin’in 60 yılı var. Benim de 31 sene olmuş,” diyerek, sanat camiasındaki uzun soluklu kariyerlere dikkat çekti. El Roman, aynı zamanda Milli Takım için 3 marş bestelediğini ve futbol tutkusunun, müzik kariyerini beslediğini vurguladı. Arda Güler, Kenan Yıldız ve Can Uzun gibi genç yetenekleri överek, futbol dünyasına katkıda bulunma arzusunu dile getirdi. Şarkıcının, sosyal medyadaki yoğun baskılarına rağmen, kendi iç sesini dinleyerek, hayallerini gerçekleştirmeye devam etme kararlılığı, hem hayranlarına hem de sektörüne ilham kaynağı oldu.