Salim el-Hadalin, ailesiyle birlikte geçimini sürdürmeye çalışan, Um el-Hayr köyünde yaşayan bir Filistinli. Günlük hayatları, İsrail güçlerinin uyguladığı acımasız baskı ve kontrol ile iç içe geçmiş durumda. Evlerinin çevresindeki arazilere erişimi engellenmiş, koyun ağılları tehdit altında ve yaşamları sürekli bir korku ve belirsizlik içinde geçiyor. Hadalin, ‘Yaşadığımız ortam, yaşamımızın her anını derinden etkiliyor. Evimizin kapısından çıkmak bile artık bir meydan okuma haline geldi.’ diyerek, bu durumun yarattığı travmayı anlatıyor.
İşgalci İsraillilerin uygulamaya koyduğu kısıtlamalar, Hadalin ailesinin yaşamını derinden etkilemiş durumda. Ağıl alanlarına çitlererek erişimlerini engellemek, hayvanlarına bakışlarını kısıtlamak ve hatta pencereden el uzatmanın bile gözaltı gerekçesi oluşturması, ailenin direnişini güçlendiriyor. ‘Onlar, bizim topraklarımıza yerleşmek istiyorlar. Biz de, evimizi ve vatanımızı savunmak için buradayız,’ ifadeleri, direnişin önemini vurguluyor. Bu durum, sadece bir aile için değil, tüm Filistinli halkı ilgilendiren bir sorun olarak öne çıkıyor.
Hadalin ailesinin karşılaştığı zorluklar, sadece fiziksel erişimle sınırlı değil. Çevrelerindeki otlakların tel örgülerle kapatılması, koyunlarına erişememe sorununu beraberinde getiriyor. Hayvanlarının sağlığını koruyamıyor, gebe hayvanları ayıramıyor ve veteriner dahi getiremiyor. Bu durum, ailenin geçim kaynağını tehdit ediyor ve onları açlık tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. ‘Hayvanlarımız, bizim ailemizin tek geçim kaynağı. Onların ölümü, bizim de ölümümüz demektir,’ sözleri, aile bireylerinin çaresizliğini ortaya koyuyor.