Çin'in dış ticaret fazlası, yılın ilk dokuz aylık döneminde 938 milyar dolarla tarihi bir zirveye ulaştı. Bu muazzam performans, Çin'in küresel ekonomideki etkisini ve ticaret savaşlarının sonuçlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu rakam, ülkenin, geçmişte kırdığı ihracat rekorunu aşma potansiyelini ortaya koyarken, uluslararası ticaretteki dinamikleri de yeniden tanımlıyor.

Gümrükler Genel İdaresi’nin yayınladığı son verilere göre, eylül ayında ihracat, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %36’lık keskin bir artışla, şubat ayından bu yana kaydedilen en hızlı yükseliş oranını elde etti. İthalat ise %31 oranında bir artış göstererek, bu yükselişin itici gücü oldu. Bu veriler, Çin ekonomisinin büyüme potansiyelini ve küresel tedarik zincirlerindeki rolünü vurguluyor.

Eylül ayındaki dış ticaret fazlası, beklentileri aşan 133,5 milyar dolarla, bir trilyon doların altına düşen eşiği bu ay içinde aşılabileceğine işaret ediyor. Bu, Çin'in, 2021'in kasım ayında ilk kez bu seviyeye ulaşmasının ardından, küresel ticaret dengesinde daha da önemli bir oyuncu haline geldiği anlamına geliyor. ABD'nin uyguladığı gümük tarifelerinin, Çin'in yeni pazarlara yönelmesine ve teknoloji sektöründeki üretim kapasitesini artırmasına katkıda bulunduğu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu durum, özellikle Avrupa Birliği ile Çin arasındaki ticaret ilişkilerini etkilemekte. Eylülde, Çin ile AB arasındaki ticaret fazlası 34,8 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştı. Bu artış, AB'nin Çin'den hibrit araç ithalatına getirdiği kısıtlamalarla birlikte, Çin'in AB pazarındaki rekabet gücünün hala yüksek olduğunu gösteriyor. Goldman Sachs ekonomistlerine göre, Çin'in gayrisafii içindeki ticaret fazlası payı, 2005'ten bu yana önemli ölçüde artmış ve 2026'da 82'ye ulaşarak, küresel ölçekte benzeri görülmemiş bir seviyeye yükseliyor. Bu durum, Çin ekonomisinin küresel ticaret sistemine olan bağımlılığını ve potansiyel risklerini de beraberinde getiriyor.”} p>