Emekli bireylerin sosyal güvenlik sistemi içindeki konumu, yaşamlarının son dönemlerinde sağlık ve ekonomik güvenliğin sağlanması açısından kritik bir öneme sahiptir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından belirlenen farklı çalışma modelleri, emeklilerin sağlık raporu alabilme süreçlerini ve haklarını doğrudan etkilemektedir. İlk sigortalılık başlangıcı 2008 öncesi olan ve daha sonra özel sektörde çalışmaya başlayan emekliler için iki ana yol belirlenmiştir: Ya maaş kesintisiyle normal sigortalı olarak çalışmak ya da emekli maaşını almaya devam ederek Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödemesi yapmak.
Bu iki seçeneğin her birinde farklı avantajlar ve dezavantajlar bulunmaktadır. Maaşını kestirip sigortalı olarak çalışan emekliler, herhangi bir sağlık sorunu durumunda 3. günün sonunda sağlık raporu alarak SGK’dan destek sağlayabilirler. İş kazası veya meslek hastalığı gibi durumlarda ise bu süre herhangi bir bekleme gerektirmeden ilk günden itibaren hak kazanılabilmektedir. Ancak, hem emekli maaşını alıp hem de SGDP ödeyen kişiler, özellikle grip, soğuk algınlığı veya analık gibi genel sağlık durumlarında rapor parası alamamaktadır. Bu kapsamda, yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı gibi istisnai durumlarda rapor parası alabilmektedirler.
SGDP’li çalışan bir emekli, iş kazası veya meslek hastalığı gibi ciddi sağlık sorunları durumunda, olayın gerçekleştiği ilk günden itibaren geçici iş göremezlik ödeneği almaya hak kazanır. Malullük aylığı alan emekliler için ise SGDP’li olarak çalışmak yasal olarak mümkün olmakla birlikte, bu durumda belirli kurallar çerçevesinde hakları değerlendirilir. İş kazasında yaralanan veya meslek hastalığına yakalanan malullük aylığı alan emekliler, ilk günden itibaren tam rapor parası alabilirler. Ayrıca, işe dönen malullük aylığı alan emekliler de hastalandıklarında 3. günden itibaren, iş kazasında ise ilk günden itibaren tam rapor parası almaya devam edebilirler.