Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin nabzını tutan Faik Öztrak, rakibi Özgür Özel’in kendisine yönelik ‘kibir’ ve ‘tepeden bakma’ suçlamalarına karşı çarpıcı bir yanıt verdi. Öztrak’ın, açıklamaları, sadece bireysel bir tartışmayı aşarak, CHP içindeki stratejik farklılıklar ve potansiyel kırılganlıklar üzerine ışık tuttu. Öztrak’ın, ‘kimseyi küçümsemem, özellikle de ailesi nedeniyle’ şeklindeki vurgusu, bir samimiyet havası yaratırken, aynı zamanda Özel’in eleştirilerinin kökenine dair soruları da beraberinde getirdi.

Öztrak, Özel’in ‘Meclis üzerimize kuruldu’ iddiayla ilgili açıklamasıyla da dikkat çekici bir savunma sergiledi. Rahmetli Sırrı Süreyya Önder ile sohbet ettiği anıyı hatırlatarak, TBMM’nin eski bir milletvekili olan dedesine ait araziyle ilgili dostane bir diyalogun yanlış anlaşılma sonucu yaşandığını savundu. Bu anlatım, gerilimin kaynağının, siyasi bir polemikten ziyade, geçmişteki ilişkilerin ve hafızaların yanlış yorumlanmasından kaynaklandığını gösterdi. Öztrak’ın, “Bilen bilir, ben bürokraside görev aldığım dönemde de parti görevindeyken de kimseye karşı küçük gören bir tavır içinde bulunmamaya özen gösterdim. Kibirli olmadım…” ifadesi, uzun yıllar boyunca görev yaptığı makamların getirdiği sorumluluklar ve protokol gereklilikleri çerçevesinde, kendini konumlandırmış olmasını gösterdi.

Öztrak’ın, ‘mutlak butlan kararını onaylayıp onaylamadığı’ sorusuna verdiği yanıt ise, CHP içindeki farklı düşüncelerin ve hukuki tartışmaların da olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Partinin, ‘yok hükmünde sayılan kurultaydan sonra yönetime gelenlerin en yakınlarının delegenin iradesini satın almak için operasyon yaptıklarına dair itiraflarını, delegenin iradesini fesada uğratmak için kamu gücü kullanılarak maddi menfaat sağlandığı, belediyelerde iş vadedildiği iddialarını yok mu sayacağız?’ sorusunu sorarak, partinin sorumluluk bilincini ve hukuki süreçlere olan bağlılığını vurguladı. Bu noktada, Öztrak, CHP içindeki bölünmüşlüğün, partinin dış dünyadaki konumunu zayıflatabileceği endişesini de dile getirdi.

Son olarak, Öztrak, CHP’nin mevcut bölünmüşlük durumuyla AK Parti iktidarıyla daha iyi mi mücadele edeceğini sorulan soruya, “Hayır, Özgür Bey için hala vakit geçmiş değil. Sürekli yumruklarını sıkmak yerine, partisinin Genel Başkanıyla konuşmasının ve birlik beraberliği sağlayacak bir çıkış yoluna katkı vermesinin hala mümkün olduğuna inanıyorum. Ama Özgür Bey ne zaman elini açsa sanki bir şeyler, birileri devreye giriyor, onu engelliyor” şeklinde yanıt verdi. Bu cevap, CHP içindeki dinamiklerin ve dış etkilerin, partinin stratejik hedeflerine ulaşmasını nasıl zorlaştırdığını gösterirken, aynı zamanda, bir uzlaşma ve diyalog çağrısı da içeriyordu.”}