Dünya, kendi etrafında dönme hızındaki ince ayın, atom saatleri ile olan uyumsuzluğunun giderilmesi amacıyla uzun yıllardır uyguladığı ‘artık saniye’ sisteminden resmen ayrışıyor. Bu uygulama, küresel dijital sistemlerin ve finansal ağların istikrarını korumak amacıyla, bir yarım asırdır dünya genelinde uygulanmaktaydı. Bu son kararla birlikte, saatlerin değişimiyle ilgili uzun süredir devam eden beklentiler karşılanacak ve yeni bir dönemin başlangıcı atılacaktır.
Uzun yıllar boyunca, resmi dünya saatlerine 27 kez eklenen artık saniye, insan hayatının akışında gözlemlenmeyecek kadar kısa bir zaman aralığına sahip olmasına rağmen, teknoloji dünyasının önde gelen şirketleri ve kritik altyapılar için hayati önem taşıyordu. İnternet sunucuları, bankacılık sistemleri, havacılık rezervasyon ağları ve GPS teknolojileri gibi sistemler, işlemlerin sıralamasını korumak amacıyla milisaniye hassasiyetinde zaman senkronizasyonuna ihtiyaç duyuyorlardı. Bu hassas senkronizasyonun sağlanamaması durumunda, büyük internet hizmetlerinde kesintilere ve biletleme sistemlerinin çökmesine neden olabilirdi.
Geçmişte yapılan düzenli saniyelik eklemeler, bazı büyük internet hizmetlerinde kesintilere ve biletleme sistemlerinin çökmesine yol açmıştı. Bu öngörülemez durum, küresel teknoloji şirketlerini, uygulamanın kaldırılması için uluslararası yetkililere uzun süredir baskı yapmaya itmişti. Ancak, buzulların erimesi, okyanus akıntıları, Dünya’nın iç çekirdeğindeki hareketler ve gezegenin dönüş hızında yaşanan anormallikler gibi faktörler de, saatlerin düzenli olarak ayarlanmasının gerekçesini oluşturuyordu. Bugüne kadar saatlere hep 1 saniye eklenirken, Dünya’nın son dönemdeki hızlanması, tarihte ilk kez saatlerden “1 saniye çıkarma” (negatif artık saniye) ihtimalini gündeme getirmişti. Bu durum, dijital altyapılarda yaratabileceği potansiyel kaosa karşı endişeleri artırmıştı.
Bu nedenle, daha önce planlanandan erken bir tarihte, değişiklikler uygulanmaya başlanacak. Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Bürosu (BIPM) bünyesindeki 69 üye ülkenin oylamasının ardından kabul edilmesi halinde, bu karar Mayıs 2027 itibarıyla yürürlüğe girecek. Daha önce 2035’e kadar kademeli olarak bitirilmesi hedeflenen sistemin öne alınması, zaman ölçümünde yeni bir dönemin başlangıcını işaret edecek. Türkiye de bu dönüşümden etkilenerek, atom saatleri ile Dünya’nın dönüşüne dayalı astronomik zaman arasındaki minik farkların dikkate alınmasını sağlayacak. Oluşan farkın 1 saati bulmasının 3 bin yıldan fazla sürmesi bekleniyor.