Çanakkale'nin huzurlu atmosferine gölge düşüren bir olay, 21 Temmuz 2025 tarihinde Esenler Mahallesi'nde yaşandı. Özbekistan uyruklu Dinara Alya Urkasimovan, sevgilisi Metin Kapusuz ile yaşadığı ilişki sonrasında ortadan kaybolmuş ve yakınları tarafından polise haber verildi. Olay, kapalı bir sitede, masaj odasında, streç filmle sarılı bir cesetle sonuçlanarak, adeta bir travma yarattı.

Polis ekiplerinin ilk müdahalesi sırasında, Kapusuz'un olay yerini terk etmeye çalışırken, cinayeti itiraf etmesiyle birlikte soruşturma hızla sonuçlandı. Savcılık tarafından başlatılan inceleme sonucunda, Urkasimovan'ın cesedi Çanakkale Devlet Hastanesi morguna kaldırılırken, Kapusuz gözaltına alındı. Sanığın, cinayetten sonra olay yerini temizleme ve telefon verilerini silme gibi eylemleri, jüri tarafından dikkatle değerlendirildi. Olayın karmaşıklığı ve sanığın savunmaları, mahkemede büyük bir heyecan yarattı.

Mahkeme heyeti, sanığın ifade ve tanık beyanları doğrultusunda suçunu kesin olarak tespit etti. Metin Kapusuz, “Alya Hanım’ı ben öldürmedim” şeklinde itirafında bulunmuş ancak mahkeme, delillerin ve tanıkların ifadelerinin doğruluğu nedeniyle sanığı ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla hüküm giştirdi. Bu karar, hem yakınları hem de toplumu derinden sarsarak, kadın şiddeti konusundaki farkındalığı bir kez daha artırdı.

İlk duruşma sonrası verilen kararın ardından, davada önemli bir dönüm noktası yaşandı. Mahkeme, sanığın suçunu ‘kasten nitelikli öldürme’ olarak değerlendirerek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı. Bu karar, Çanakkale’de adeta bir yankı uyandırdı ve benzer vakalarla mücadele için yeni stratejilerin geliştirilmesine katkı sağladı. Metin Kapusuz'un yargılandığı dava, adalet arayışının bir örneği olarak, toplumsal bir sorumluluk hatırlatıcısı olarak kalacaktır.