Sahara Çölü'nün acımasız nefesini hisseden Çad Gölü, son yıllarda dramatik bir azalma yaşamış, ekosistemi ve bu göl üzerinde yaşayan milyonlarca insanın yaşam tarzı üzerinde derin etkilere yol açmıştır. 1963 yılında 25 bin kilometrekarelik genişliğe sahip olan bu su kütlesi, iklim değişikliğinin ve aşırı kullanımın bir araya gelmesiyle 2 bin kilometrekareye gerilemiş, yerli halkların geçim kaynaklarını yok olmaya sürüklemektedir. Bu durum, 40 milyon insanın zorunlu göçe maruz kalmasına neden olmuş, Sahel bölgesinde artan sosyal ve ekonomik çöküşü de beraberinde getirmiştir.
Yıllardır hayalini kuran Bonifica ve daha sonra Çin'in desteğini bulan proje, Orta Afrika'da bir dönüm noktası yaratma potansiyeline sahiptir. 2 bin 400 kilometre uzunluğundaki Transaqua kanalının, Kongo Nehri'nden toplanan suyu Çad Gölü'ne ulaştırması, sadece su kıtlığına çözüm olmayı beklememekte, aynı zamanda bölgede yeni bir ekonomik koridor oluşturmayı ve tarım alanlarını genişletmeyi amaçlamaktadır. Ancak bu dev proje, siyasi ve çevresel engellerle dolu bir yolda ilerlemektedir. Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin, kendi vatandaşlarının su ihtiyacını karşılayamamasının üzüntüsüyle projeye onay vermemesi, en büyük diplomatik zorluklardan birini oluşturmaktadır.
Çinli devlet şirketi PowerChina'nın devreye girmesiyle 2018 yılında Çad Gölü Havzası Komisyonu tarafından onaylanan proje, sekiz Afrika ülkesi tarafından desteklenmektedir. Projenin hayata geçirilmesi sadece su taşımakla kalmayacak, aynı zamanda güzergah boyunca on binlerce kilometrekarelik yeni tarım alanlarının açılmasına, hidroelektrik enerji üretimiyle bölgenin enerji ihtiyacının karşılanmasına ve denize kıyısı olmayan ülkelerin Atlantik Okyanusu'na bağlanmasıyla ticari bir su yolu oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Mühendisler, Ubangi veya Kotto kollarından daha düşük maliyetli alternatif su transfer modelleri üzerinde de çalışmalar yürütmektedir.
Fransız bilim insanları, Kongo havzasına su akışının değiştirilmesinin, bölgedeki eşsiz biyolojik çeşitliliğe geri dönülemez zararlar verebileceği konusunda uyarılarla dikkatli olunması gerektiğini vurgulamaktadır. 50 milyar dolarlık yüksek maliyet, projenin uygulanabilirliğini tartışılır kılarken, bölgedeki siyasi ve çevresel hassasiyetler, bu dev projenin geleceği hakkında belirsizlik yaratmaktadır. Transaqua kanalının, Orta Afrika'nın geleceğini nasıl şekillendireceği, sadece su kıtlığına çözüm bulmakla kalmayıp, aynı zamanda jeopolitik dengeleri ve ekonomik kalkınmayı da yeniden tanımlayacak potansiyelini taşımaktadır.