Ekonomik istikrarsızlık, Türkiye'nin gelecekteki siyasi süreçleri üzerinde önemli bir etki yaratma potansiyeli taşıyor. Özellikle fon piyasalarındaki ani ve derin düzeltmeler, seçim zamanlamasını yeniden gözden geçirme ihtiyacını doğuruyor. Yatırım kuruluşu Gedik Yatırım'ın hazırladığı rapor, 2028'e hesaplanan bir seçim takviminin, mevcut ekonomik koşullar altında daha gerçekçi bir çerçeve sunduğunu ileri sürüyor. Rapor, 2027'nin ekonomik belirsizliklerle dolu bir dönem olarak değerlendirilirken, yatırımcıların risk toleransını düşük tutması gerektiğini vurguluyor.

Gedik Yatırım’ın ‘Kaliteye Yöneliş’ stratejisi raporu, enflasyon ve döviz kurlarını öngörürken, Merkez Bankası’nın politikalarına dair de önemli tahminlerde bulunuyor. Yüzde 30’luk enflasyon ve 52 lira seviyesindeki dolar tahminleri, yatırımcılar için ciddi bir uyarı niteliğinde. Merkez Bankası’nın faiz indirimleri konusunda ise ‘ölçülü bir hız’ beklentisi hakim; yıl sonuna kadar 5-6 puanlık ek indirimlerin mümkün olabileceği öngörülüyor. Ancak bu indirimlerin, piyasalarda güveni yeniden tesis etmede yetersiz kalabileceği de uzmanlar tarafından dile getiriliyor.

Ekonomik görünümdeki belirsizlikler, büyüme hedeflerini de revize etmeye yol açıyor. Fon krizi ve iç talepteki yavaşlama göz önüne alındığında, Türkiye ekonomisinin 2027 için yüzde 2.5’lik bir büyüme potansiyeline sahip olduğu tahmin ediliyor. Bu durum, seçmen üzerinde baskı oluşturabilir ve seçim takvimini etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, serbest kur rejimine geçişin de seçimlerden sonraya ertelenmesi, yatırımcı güvenini daha da olumsuz etkileyebilir.