Bir yolculuk hikayesi, trajik bir sonla buluştu. 2010’lu yıllarda, Belçika milli maçı için Brüksel’e gitmek, benim için hem bir ziyaret hem de ticari bir fırsat sunmuştu. İstanbul-Köln-Brüksel-İstanbul rotasıyla alınan uçak biletimi, bu farklı dünyaları bir araya getirme hedefimi destekliyordu. Köln Üniversitesi’nde eğitim gören kızımı ziyaret etme fırsatı, bu maceranın en önemli motivasyon kaynağıydı.
Ancak, bir otobüs kazası, bu planlı yolculuğu beklenmedik bir dönüşe sürükledi. Manisa-İzmir karayolunda yaşanan olay, sadece bir kazayı değil, aynı zamanda Türkiye’deki yolcu taşımacılığı sistemindeki derin sorunları da gözler önüne serdi. Akhisar sapağını kaçıran tur otobüsü, yasa dışı bir geri manevra sonucu 11 yurttaşımızı kaybetti. Bu trajik olay, kuralların önemsenmediği, denetimsizliğin ve cezasızlığın acı sonuçlarını bir kez daha ortaya koydu.
Olayın kökeninde, şehirlerarası yolcu taşımacısını yapan 400 firmadan ve turistik gezi düzenleyen 14 bin acenteden oluşan bir yapı yatıyordu. Çoğu, kurumsallıktan uzak, verimsiz ve sorumsuz davranıyordu. Şoförlerin kusurlu davranışları, kurallara uymayarak ve risk alarak, yolcuların hayatlarını tehlikeye atıyordu. Bu durum, sistemin kendisinin temel sorunlu olduğunu gösteriyordu.
Çözüm, sadece şoförlerin davranışlarını düzeltmekle sınırlı değil. Türkiye’nin yolcu taşımacılığı sistemine bir reform yapması gerekiyor. Firma sayısını azaltmak, daha sıkı denetimler yapmak, cezaları artırmak ve tazminatları yükseltmek, bu tür kazaların önüne geçmenin yolu olabilir. Almanya’daki gibi, birkaç büyük firmaya yoğunlaşmak, denetimi kolaylaştıracak ve sorumsuzluğun önüne geçecektir. Ayrıca, yatırımcıların yüklü miktarda teminat göstermesi ve otobüs alan acentelerin, olası kazalarda zarar görenlere yüklü tazminatlar ödemesi, kuralların dışına çıkma cesaretini kıracaktır. İspanya modeli, ihaleye çıkmak ve bir tek firma ile bir hat üzerine anlaşmak, benzer sonuçlar doğurabilir.
Bu durum, 2019-2024 İBB meclis üyesi ve İYİ Parti grup sözcüsü Dr. Suat Sarı’nın vurguladığı gibi, kuralsızlık silsilesinin bir sonucu. Uzmanların görüşlerine başvurmak, bu tür sorunların kökenini anlamak ve çözüm üretmek için önemli bir adım olacaktır. COP31 gibi uluslararası konferanslarda, iklim değişikliğiyle mücadele için atılan adımların, Türkiye’de de uygulanması gerekiyor. Suudi Arabistan, Azerbaycan, BAE ve Mısır gibi fosil yakıt üreten ülkelerin, bu konuda daha duyarlı davranması ve küresel sıcaklık artışını 1.5 santigrat ile sınırlamak için çaba göstermesi gerekiyor.