Türkiye’nin limanları, sanayideki yavaşlamanın ve Karadeniz bölgesindeki jeopolitik gerilimlerin etkisiyle dış ticaret yük akışında ciddi bir dönüşüme tanık oluyor. Yaz aylarının ardından yeni sezonun başlamasına rağmen, yük hacmiyle ilgili düşüş hızlanırken, özellikle konteyner trafiğinde boş ihracatın artması, ticarette yapısal bir soruna işaret ediyor. Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı eylül ayı verileri, bu eğilimin derinliğini gözler önüne serdi.
Eylül ayında limanlarda elleçlenen toplam yük miktarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,2 oranında düşüş göstererek 42 milyon 892 bin tondan 42 milyon 380 bin tona geriledi. Bu düşüş, hem ihracat (11 milyon 154 bin tondan 10 milyon 641 bin tona) hem de ithalat (20 milyon 314 bin tondan 18 milyon 866 bin tona) yüklerinde yaşandı. Limanlardaki toplam dış ticaret yükü, böylece yüzde 6,2 oranında bir kayıpla 29 milyon 508 bin tona indi. Bu durum, Türkiye ekonomisi için bir uyarı sinyali olarak değerlendirilebilir.
Ekonominin diğer dinamiklerini de göz önünde bulunduran analizler, Ocak-Eylül döneminde dış ticaretin değer bazında yüzde 5,3 arttığını, ancak limanlardaki yük hacminin yalnızca yüzde 0,6 oranında artış gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu durum, dış ticaretin ana itici gücünün limanlardaki verimlilikten kaynaklanan bir artış değil, aksine kabotaj ve transit taşımalara kaymasıyla açıklanabilir. Kabotaj taşımalarındaki yüzde 16,9’luk artış, iç taşıma taleplerinin deniz yoluyla yönlendirilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıkarken, transit yüklerin de yüzde 8,2 artış göstermesi, küresel ticaretin Türkiye’deki limanlardan geçişini kolaylaştıran faktörlerin etkili olduğunu gösteriyor.
Bu tablo, konteyner taşımacılığında da benzer eğilimleri ortaya koyuyor. Eylül ayında konteyner elleçlemesinde yüzde 7,6’lık artış, Ocak-Eylül döneminde ise yüzde 2,7’lik bir artışla sonuçlandı. Ancak, dolu ve boş konteyner dengesindeki kaymalar, ticaretteki yapısal bozulmayı işaret ediyor. Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Esmer’in vurguladığı gibi, ihracat dolu konteyner hacminde yaşanan yüzde 2’lik azalma ve boş konteyner hareketinde yüzde 16,4’lük artış, Türkiye’nin dış ticaret stratejisinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Makine ve konteyner grubu, yük grupları arasında en çok işlem görenleri sürdürürken, tarım ürünleri grubundaki artış yavaşlarken, katı mineral yakıtlar grubundaki düşüş, sektördeki genel belirsizliğin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ro-Ro pazarındaki düşüşler, otomobil ve diğer araç grubundaki gerilemeyle birlikte, küresel ticaretin Türkiye’deki limanlardan geçişindeki olası zorlukları da gözler önüne seriyor.