İstanbul’da gerçekleştirilen “Türkiye Yapay Zeka Zirvesi”nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillenen Türkiye’nin yapay zeka stratejisi, önde gelen teknoloji gurusu Selçuk Bayraktar tarafından çarpıcı bir şekilde detaylandırıldı. Bu etkinliğin merkezinde, insanlığın geleceği üzerine atılan adımlar yer alırken, Bayraktar, teknolojinin yalnızca araç değil, aynı zamanda potansiyel bir tehdit olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Zirve sırasında Bayraktar, 30 yıl önceki vaatlerin gerçeklikle örtüşmediğini belirterek, internetin insanlığa özgürlük ve bilgiye erişim imkanı sunacağı yönündeki beklentilerin suya düştüğünü savundu. Bugün, global teknokapitalist bir gücün, insanlığın bilgi akışını kontrol altında tuttuğunu ve bireysel özgürlükleri kısıtladığını ifade etti. Bu durum, konvansiyonel orduların yarattığı tehditlerden çok daha derine uzanan, siber saldırılar ve veri manipülasyonu gibi yeni boyutlarda bir savaşın başlangıcı olarak yorumlanabilmektedir.

Bayraktar’ın konuşması, yapay zeka algoritmalarının insan beynini manipüle etme potansiyelini ortaya koydu. Bu algoritmalar, kullanıcıların dikkatini belirli içeriklere çekmek için dopamin salgısını tetikleyerek, bağımlılık yaratan bir döngü oluşturmaktadır. Bu durum, bireylerin iradesini zayıflatarak, düşüncelerini ve davranışlarını şekillendiren bir gücün ortaya çıktığını gösteriyor. Bu nedenle, insanlık olarak, teknolojinin insanı zayıflatacak ve kontrol altına alacak etkilerine karşı uyanık olmalı, önleyici tedbirler almalıyız.

Bayraktar, makine ile insan arasındaki sınırların giderek bulanıklaştığını ve bu durumun insanlık için ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı. Makinelerin insanı taklit etmesi, insanlığın hızla makineleştiği bir çağa yol açmaktadır. Ruhsuz bir rasyonalizm ve materyalist bir tahakkümün egemen olduğu bu çağda, insanlığın temel değerleri olan hürriyet, merhamet ve sevgiden uzaklaşma riski bulunmaktadır. Teknolojinin, insanı değil, onu hizmet edecek şekilde kullanılması gerektiği vurgusunu yaparak, insan yaratılmışların en şerefli varlık olduğunu ve gönül medeniyetinin değerlerini koruma sorumluluğunun altını çizdi. Dost ve kardeş ülkelerle işbirliği yaparak, bu tehditlere karşı ortak bir savunma oluşturmanın önemine dikkat çekti.