Kadıköy’ün geleceği, afetlere karşı dirençli bir şehir olma hedefine doğru ilerliyor. 13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü’nde, belediye yönetimi bu amaca yönelik kapsamlı bir planın lansmanını gerçekleştirdi. Bu lansman, sadece bir duyuru değil, aynı zamanda şehrin geleceği için atılan ilk adımlardan biri olarak kabul ediliyor. Yeni plan, 2030 yılına kadar Kadıköy’ü, afetlerin etkilerine karşı daha dirençli hale getirme vizyonunu barındırıyor.

Lansmanda, Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı, katılımcılara planın temel hedeflerini ve stratejilerini detaylı bir şekilde aktardı. Program, Kadıköy Gönüllüleri, Kadıköy Afet Gönüllüleri ve yerel muhtarların katılımıyla gerçekleşti. Ayrıca, Kadıköy Belediyesi İlk Yardım Eğitim Merkezi’nin açılışı canlı bağlantı üzerinden kutlandı, bu da etkinliğin önemini ve kapsayıcılığını daha da artırdı. Yeni plan, afetlere karşı hazırlıklı olmak için önemli bir adım teşkil ediyor.

Kadıköy Afet Master Planı, afet öncesi, sırası ve sonrası süreçlere odaklanarak, şehrin güvenliği için dört ana başlık altında stratejik önlemler sunuyor. Bu plan, sadece binaların güvenliğine değil, aynı zamanda sosyal yapının, altyapının ve kurumsal sistemlerin güçlendirilmesine de önem veriyor. Özellikle, dijital ikiz teknolojisi ile Kadıköy’ün veri temelli bir modelinin oluşturulması, geleceğe yönelik sürdürülebilir bir yaklaşım sunuyor. Bu sayede, afet risklerinin daha iyi anlaşılması ve yönetilmesi hedefleniyor.

Belediye Başkanı Kösedağı, planın ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak hazırlandığını vurgulayarak, uzun yıllardır süren afet risk yönetimi çalışmalarının daha proaktif bir modele dönüştürüldüğünü belirtti. Yapı güvenliği ve risk analizlerinin, afet hazırlık çalışmalarında kritik bir rol oynadığına dikkat çekildi. 2012-2026 yılları arasındaki kentsel dönüşüm çalışmaları, yapı stoku üzerindeki etkileriyle birlikte planın temelini oluşturuyor. Bu çalışmalar, yapı güvenliğinin artırılmasına ve risklerin azaltılmasına katkıda bulunuyor. Kadıköy Belediyesi, yapı denetimlerini ve saha verilerini CBS’ye entegre ederek, risk durumlarını mahalle, bölge ve parsel ölçeğinde değerlendiriyor. Bu sayede, daha hedefli ve etkili önlemler alınması mümkün hale geliyor.