Ankara’nın kalbinde, güneyden gelen nemli hava kütlesiyle birleşerek alışılmadık bir dram yaratmıştı. Öğle saatlerinde başlayan şiddetli yağmur, kısa sürede yer yer dolu yağışına dönüşmüş, başkent üzerindeki her şeyi değiştirdi. Yollar suyla kaplanmış, sokaklar akıntıya teslim olmuş, şehrin yaşam temposu beklenmedik bir şekilde durmuştu. Bu ani değişim, Ankara’yı hem şaşkınlık hem de acil müdahale gerekliliği içinde bırakmıştı.

Kahramanlık gösteren dolu, özellikle Kahramankazan ve Bağlum ilçelerinde yıkıcı etkiler yaratmıştı. Misket büyüklüğündeki yağış, yolları ve sokakları beyaza bürütürken, araçların ilerlemesini imkansız hale getirmişti. Yolda biriken kalın dolunun tabakası, 30 santimetreyi aşarak ulaşım ağını tamamen felç etmişti. Bu durum, trafiğin akışını tamamen durdurmuş, vatandaşların günlük hayatlarını aksatmıştı. Özellikle tarım arazileri, bu ani yağışla ciddi zararlar görmüş, üreticilerin yüzü kararmıştı.

Yağışın neden olduğu kaos, Yenimahalle’de bir çöp konteynerinin sürüklenmesiyle daha da derinleşmişti. Suların yükselmesi, araçların yolda kalmasına neden olurken, yol kullanıcıları için riskli bir durum yaratmıştı. Vatandaşlar, otobüs durakları ve kapalı alanlara sığınarak, bu doğal afetin etkilerini azaltmaya çalışmıştı. Belediye ekipleri ise, yağmur sularının tahliyesi için seferber olmuş, şehrin su baskınına karşı dayanıklılığını artırmaya çalışmıştı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Gelibolu’ya Nusret Mayın Gemisi’yle geçişi ise, bu zorlu koşullarda Ankara’nın direnişini simgeliyordu.

Ankara’nın bu günü, doğanın gücüne ve insanlığın hazırlıksız kalmasının sonuçlarına bir ders niteliğindeydi. Şehrin bu zorlu koşullarda göstereceği dayanıklılık ve uyum, Ankara’nın gelecekteki yaşamına dair umut ışığı olacaktı. Yağmur ve dolu, Ankara’ya unutulmaz bir anı olarak tarihe geçecek, aynı zamanda şehrin afet yönetimi kapasitesini gözden geçirme fırsatı sunacaktı.”}