Kamu hizmetlerinin kalbinde yankı bulan bir tartışma daha! Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, yeni yasal bir girişimin, memur ve sağlık çalışanlarının sendika temsil hakkını ciddi şekilde tehdit ettiğini açıkça belirtti. Sendika merkezinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında, yaşananların ardındaki motivasyonun, çalışanların gerçek ihtiyaçlarını değil, siyasi manevraları ve koltuk sevdalarını ön plana çıkaran bir strateji olduğunu savundu.
Doğruyol, geçmişte benzer girişimlerin hukuki temele sahip olmadığını, uluslararası standartlara ve insan haklarına aykırı olduğunu vurguladı. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) iptal kararları hatırlatılırken, bu barajın amacının, sendikaların gücünü azaltarak, çalışanların hak arama becerisini zayıflatmak olduğunu ifade etti. “Sözde” sendika barajı denemeleri, aslında çalışanların sesini bastırma ve sendikaların temsil gücünü düşürme çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Genel Başkan, geçmişte Memur-Sen'in benzer zorluklarla mücadele ederken gösterdiği azmi ve kararlılığı hatırlatarak, mevcut durumun tam tersi bir tablo çizildiğini belirtti. “O zamanın güçsüz sendikası Memur-Sen, bugün yüzde 5 barajı gelsin diye çalmadık kapı bırakmıyor. Niye? Koltuk sevdası!” sözleriyle, barajın arkasındaki gerçek motivasyonun, siyasi çıkarların gölgede tutulduğunu, çalışanların sorunlarının göz ardı edildiğini belirtti. Bu yaklaşımın, çalışanların hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı ve sendika hareketinin zayıflayacağı vurgulandı.
Doğruyol, bu barajın, çalışanların hak arama süreçlerini engellemeye yönelik bir algı operasyonu olduğunu da savundu. Yüzde 1 ve yüzde 2 barajlarının da benzer gerekçelerle gündeme gelmiş ve Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilmişti. Bu durum, mevcut baraj düzenlemesinin de aynı sonuca ulaşma olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor. Sendikaların, çalışanların haklarını koruma ve savunma görevini yerine getirebilmeleri için, sendika barajı gibi sınırlamaların kaldırılması gerektiği savunuldu. Ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın olumlu tutumu ve Cumhurbaşkanlığı’nın bu tür girişimlere karşı durması gerektiği vurgulandı.