İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ‘İyilik İçin Adalet: Türk Hukuk Çalıştayı’nda, Türkiye’nin hukuk tarihinin en hassas anlarından birine işaret ederek, adalet anlayışının temel ilkesini, yani ‘sandığın namusunu’ bir kez daha vurguladı. Çalıştay, sadece bir toplantı değil, demokrasinin geleceğine dair bir beyin fırtınası olma potansiyeli taşıyordu. Mansur Yavaş, akademisyenler, sivil toplum temsilcileri ve siyasi parti delegeleri, Türkiye’nin hukuk sistemindeki derin sorunlara çözüm önerileri üretmek üzere bir araya geldi.
Dervişoğlu, çalıştayda, iktidarın otoritesinin bireyin hürriyetine karşı bir tehdit oluşturduğunu, özellikle de hukukun keyfi uygulamaları ve siyasi müdahaleleri nasıl ortadan kaldırmanın gerektiğini vurguladı. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, yürütme, yasama ve yargıyı tek bir kişiye emanet ederek, yozlaşmanın sistemin içine yerleştiğini, bu nedenle denge ve denetim mekanizmalarının şart olduğunu savundu. Parlamenter bir sisteme geçişin, iktidarın gücünü sınırlayacak, çoğulculuğu ve denetimi sağlayacak, daha adil ve şeffaf bir yönetim biçimi olduğunu belirterek, hukukun sadece iktidarın meşruiyet örtüsü değil, güçlünün aracı olmaması gerektiğini vurguladı.
Hukuk devleti anlayışına dair kritik bir değerlendirme de Dervişoğlu’nun yapmasında yer aldı. İnsan haklarının kağıt üzerinde kalamayacağını, ifade özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün ve savunma hakkının engellenmesi durumunda hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiğini ifade etti. Özellikle, yargı kararlarının siyasi iktidara bağlı olup olmadığını sorgulamak, hukukun bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlamak için elzem olduğunu belirterek, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun siyasi etkisinden arındırılması gerektiğini vurguladı. Noterlerin mesleki sorunlarını çözmek ve dijital dönüşümle entegre olmalarını hızlandırmak da Dervişoğlu’nun önemsediği konular arasında yer aldı. Teknoloji çağının getirdiği zorluklara, özellikle de büyük veri, algoritmik karar alma ve yapay zekanın yargı süreçlerine etkilerine dikkat çekerek, Türkiye’nin AB standartlarında dijital haklar çerçevesine kavuşması gerektiğini vurguladı.
Son olarak, ‘Hukuk Vizyon Belgesi’nin, bu çalıştayda ortaya atılan fikirlerin somutlaştırılarak Türk demokrasi tarihine kazınacağını belirterek, demokratik değerlerin ve adil bir hukuk devletinin önemini bir kez daha vurguladı. ‘Demokrasilerde sandık namustur’ ilkesini tekrar hatırlatarak, rekabetin sonucu mahkeme salonlarında değil, milletin önüne konulan sandıkta belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, Türkiye’nin geleceğine dair umutlu bir mesaj verdi.