Türkiye'nin dört bir yanından gelen haberler, Mayıs ayının meteorolojik açıdan çığır açan bir dönem olduğunu gösteriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı detaylı raporlara göre, yağış miktarları beklentilerin oldukça ötesinde gerçekleşti. Uzun yıllardır bilim insanları tarafından takip edilen metrekareye düşen yağış miktarları, bu ay olağanüstü bir artış gösterdi.

Raporlar, uzun yıllar ortalaması 1991-2020 döneminde metrekareye 52,7 kilogram olarak kaydedilen mayıs yağışlarının, 2025’te 95,6 kilograma yükseldiğini ortaya koyuyor. Bu durum, özellikle geçen yılın aynı dönemindeki yağışlara (48,2 kg) kıyasla yüzde 98’lik inanılmaz bir artış anlamına geliyor. Bu alışılmadık yoğunluk, son 33 yılda kaydedilen en yüksek mayıs yağış rekorunu bir kez daha kırdı. Yağışların dağılımı da bölgelere göre farklılık gösterdi; bazı bölgelerde normalin çok üzerinde, bazı bölgelerde ise normalden önemli ölçüde az yağış görüldü.

Yağışların yoğunlaştığı bölgeler arasında, Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu bölgeleri yer alıyor. Bu bölgelerde, normalin iki katından fazla yağış yaşanırken, son 66 yılın en yüksek mayıs yağışları kaydedildi. Özellikle Ordu ilinde metrekareye 206,7 kilogram yağışla rekor kırılırken, Muğla’da ise 35,6 kilogramla en düşük yağış değerine düşüldü. Bu durum, bölge ekonomileri ve tarım faaliyetleri üzerinde ciddi etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. Farklı bölgelerde yaşanan bu yağış dengesizliği, iklim değişikliğinin etkilerinin giderek arttığını da gözler önüne seriyor.

<

Ek olarak, Türkiye’nin farklı bölgelerinde kaydedilen yağışlı gün sayıları da dikkat çekici boyutlarda. Karadeniz Bölgesi ve çevresindeki bazı şehirlerde yağışlı günler 25 günün üzerine çıkarken, Antalya’nın güneybatı kesimleri ve Muğla’nın kıyı bölgelerinde bu sayı 5 güne geriledi. Bu durum, bölge halkının yaşam koşulları ve tarımsal faaliyetleri üzerinde doğrudan bir etki yaratıyor. Rapor, Türkiye’nin iklimine dair önemli ipuçları sunarken, gelecekteki benzer olaylara karşı daha hazırlıklı olunması gerektiğini de vurguluyor. Bu olağanüstü yağışlar, Türkiye’nin iklim sistemindeki değişimlerin ne kadar hızlı olduğunu ve insan hayatı üzerindeki etkilerini bir kez daha kanıtlıyor.”} p>