Hürmüz Boğazı, dünya ekonomisi için kritik bir geçiş noktası olmasına rağmen, son dönemde yaşanan olaylar bölgedeki güvenlik risklerini gözler önüne seriyor. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) ve uluslararası deniz güvenliği kuruluşlarının raporlarına göre, geçtiğimiz haftalarda (5 Ekim - 12 Ekim) bu stratejik boğazda en az 14 saldırı, engelleme girişimi ve tehdit vakası tespit edildi. Bu durum, deniz ticareti yapan şirketler ve uluslararası toplum için ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanması, ABD'nin uyguladığı deniz ablukasına karşı, deniz trafiğini kontrol etme stratejisini yoğunlaştırmış durumda. Tahran, özellikle ABD ve İsrail'in başlattığı çatışmanın ardından, bu boğazdan geçen gemilere yönelik tehditlerini artırmış ve bu güzergahlarda bulunan gemilerin hedef alınabileceği yönünde açık uyarılar yayınlamış. Seyrüsefer ve kimlik tespit sistemlerinin kapatılması gibi hamleler, bu gemileri düşman olarak değerlendirerek potansiyel saldırılara karşı savunmasız bırakıyor.
Bu durum, özellikle 28 Şubat'ta başlayan ve ABD ile İsrail arasında yoğunlaşan çatışma sonrası artan bir trendi yansıtıyor. Temmuz ayında Hürmüz Boğazı'nda gerçekleşen saldırıların sayısı 12'ye ulaşıyor, ardından Ağustos ayında BAE'nin gerçekleştirdiği füze ve insansız hava araçlı saldırılarla bu sayı 10'a yükselmiş ve Eylül ayında ise toplam saldırı sayısı 18'e ulaştı. ABD ve müttefikleri, bu artan tehditlere karşı lojistik taktiklerini değiştirerek tankerlerin doğrudan geçişlerini engellemiş,