Küresel enerji piyasaları, jeopolitik karmaşanın ve arz-talep dengesizliğinin yarattığı baskıyla adeta bir tansiyonda. Özellikle Orta Doğu'daki gerilimler ve Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini tehdit ederek petrol arzında ciddi endişeler yaratıyor. Rusya-Ukrayna arasındaki savaş ise enerji ateşkesi beklentilerini tamamen ortadan kaldırarak, enerji altyapısına yönelik saldırıların artmasıyla piyasaları daha da tedirgin ediyor.

Petrolün fiyat hareketleri, ABD ve İran arasındaki karmaşık müzakerelerin gölgesinde şekilleniyor. Görüşmelerde bir ilerleme sağlanması, petrol fiyatlarında önemli bir düşüşe yol açabilirken, gerilimlerin tırmanması durumunda ise 100 doların üzerine çıkma olasılığı yeniden değerlendiriliyor. Teknik analiz uzmanları, 96,77 ve 110 dolar seviyelerini yükseliş hedefleri olarak gösterirken, 80 ve 68 dolar seviyelerini ise potansiyel düşüşler için belirledi. Piyasalar, bu kritik seviyeleri yakından takip ederek stratejik kararlarını şekillendirecek.

Goldman Sachs'ın yaptığı son hesaplamalar, Avrupa'nın stratejik dizel rezervlerinden 50 milyon varil piyasaya sürülmesinin, ABD Körfez Kıyısı ve Avrupa'daki dizel fiyatlarını yaklaşık 11 dolar düşürebileceğini ortaya koyuyor. Ancak, Rusya'nın yıl sonuna kadar 3-3,5 milyon tona ulaşması beklenen dizel ihracatının küresel arz sıkıntısını çözmek yerine, aksine daha da derinleştireceği tahmin ediliyor. Bu durum, dizel fiyatlarının uzun vadede yüksek seyretmesine neden olabilir.

G7 ülkelerinin 2 Ekim'de Uluslararası Enerji Ajansı aracılığıyla 100 milyon varil dizel ve diğer rezervleri piyasaya sunma kararı, kısa vadede fiyatları düşürme hedefiyle atılmış önemli bir adım. Ancak, bu planın ilk 20 günde uygulanması ve rafineri kapasitesindeki yetersizlik, stokların azalması gibi faktörler göz önüne alındığında, dizel fiyatlarının 2027'ye kadar yüksek kalması bekleniyor. Rafineri marjlarının gelecek yıl varil başına 40 doların üzerinde kalması, normal seviyelerin iki katından fazla bir artış anlamına geliyor. Kalıcı bir fiyat düşüşü için rafineri kapasitesinin artırılması ve Orta Doğu'daki arz kesintilerinin sona ermesi gerekiyor. Piyasalarda, 14 Ekim'de açıklanacak enflasyon verileri, tüketici harcamaları ve işsizlik oranları gibi veriler, petrolün kısa vadeli yönünü belirlemede kritik rol oynayacak.