İstanbul'un kalabalık merkezlerinden Eyüpsultan'da, inşaat sektörünün acı bir dersini daha yaşanmasına neden olan bir olay gerçekleşti. 19 yaşındaki Mazlum Gürbüz, çalışma şartlarının tehlikeli olması ve işten çıkarılma korkusuyla dolu bir ortamda hayatını kaybetti. Olay, aynı zamanda 18 yaşındaki Levent Çelik'in de yaralanmasına yol açtı, bu da işçi hakları ve güvenlik önlemlerinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Yağmurun şiddetlendiği bir gün, şantiyede tabela montajı için görevlendirilen iki genç işçi, yüksek gerilim hattına temas eden metal bir çıtayı kaldırırken trajik bir şekilde elektrik akımına kapılmışlardır. Yağmurun çalışmayı durdurduğu bu koşullar altında, şeflerin yeniden sahaya gönderme kararı, işçilerin güvenliğini ciddi şekilde tehlikeye atmıştır. Levent Çelik’in ifadesine göre, “İşten çıkarılma korkusuyla mecbur kaldık. İkimiz de çalışmak istemiyorduk” şeklinde ifadeler, işçi sendikalarının uzun süredir dile getirdiği sorunların bir kez daha somut örneklerini oluşturmaktadır.

Olayın ardından yapılan araştırmalar, şantiyede yetersiz iş güvenliği önlemlerinin ve işçilerin haklarının göz ardı edildiğinin açıkça ortaya koymuştur. Van’dan İstanbul’a çalışma amacıyla gelmiş olan bu iki genç, güvenlik personeli olarak görev yapmalarına rağmen tabela montajı, görev tanımları içerisinde yer almamaktaydı. Mazlum Gürbüz’ün yaşamını yitirdiği olay, aynı zamanda iş güvenliği kurallarının ihlal edilmesinin ve işçilerin yaşam koşullarının ne kadar ciddiye alınmadığının da bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Hastaneye kaldırılan Gürbüz’ün yoğun bakımda tedavi gördükten sonra hayatını kaybetmesi, sektörde benzer kazaların önlenmesi için acil tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Levent Çelik’in yaşadığı deneyim, işçi hakları konusunda farkındalık yaratmak adına önemli bir rol oynamaktadır. Yağmurlu havada çalışmak istemediği ve şeflerinin baskısıyla sahaya gitmek zorunda kaldığı Çelik’in anlatımı, işçi sendikalarının ve sivil toplum örgütlerinin uzun süredir dile getirdiği talepleri desteklemektedir. Ayrıca, kazanın ardından yapılan incelemelerde, operatörlerin kendilerini daha hızlı kurtarmak için müdahale etmemelerinin de güvenlik protokollerinin eksikliği nedeniyle meydana geldiği tespit edilmiştir. Bu trajik olay, iş güvenliğinin sadece şirketlerin değil, devletin ve toplumu da ilgilendiren bir konu olduğu gerçeğini bir kez daha kanıtlamıştır.