Çanakkale'de 2021 yılının Kasım ayında düzenlenen, ‘ekonomik kriz’ eleştirilerini dile getiren bir yürüyüş sırasında, avukat İlayda Kocabaş Güner ve diğer 14 kişi gözaltına alınmıştı. Olay, hukukun üstünlüğüne inananlar için önemli bir dönüm noktası oldu. Avukat Güner’in yaşadıklarını anlatırken, polislerin kullandığı yöntemlerle ilgili ciddi iddialarda bulundu.

Olayın merkezinde, avukat Güner’in savcılık talimatıyla serbest bırakılmasına rağmen, gözaltında yaşadığı iddia edilen zorlayıcı tutumlar yer aldı. Güner, ifadelerinde, gözaltına alındığı sırada iki kadın polis memurunun kendisini fiziksel olarak etkilemeye çalıştığını, kolluk aracında ise yüzeysel sağlık kontrolünden geçirildiğini, uzun saatler boyunca gözaltı altında bekletildiğini öne sürdü. Bu iddialar, hukuki süreçte büyük önem taşıyordu.

Olayın ardından yapılan adli muayenede, avukat Güner’in her iki bileğinde hassasiyet bulgusu tespit edildi ancak yaralanması için başka bir adli tıp raporu alınmadı. Olay yerinde bulunan ve kendisinin de gözaltına alındığı D.Ö. adlı bir kişinin ifadesi, olayın daha da karmaşık hale gelmesine neden oldu. D.Ö., bir kadın polis memurunun avukata vurduğunu ve başını cama çarptığını iddia etti. Bu iddia, olayın farklı boyutlarını ortaya çıkararak, hukuki süreci daha da uzattı.

Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı, toplu bir değerlendirme yaparak, olayın tüm detaylarını incelemiş ve “adli muayene raporunda boyun bölgesinde yaralanma tespit edilmemesi, sadece bileklerde hassasiyet bulgusu yer alması ve kamera kayıtlarında hakaret veya tehdit içerikli bir davranışın saptanmaması” gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Ancak Anayasa Mahkemesi’nin kararı, bu kararın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti. Mahkeme, başvurunun “kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği” gerekçesiyle kabul edildi ve avukat Güner’e 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Bu karar, hukukun insan onuruna saygılı bir şekilde işlemesi gerektiğinin bir göstergesi olarak kabul edildi.”}çıkış.