Marmara Denizi’nin turkuaz sularında yaşanan ani sarsıntılar, bölge halkının tedirginliğini artırmış durumda. İstanbul’un ve çevresindeki şehirlerin hissedilmesiyle birlikte, bu sarsıntıların altında yatan jeolojik dinamikler merak konusu olmuş. Uzmanlar, bu hareketliliğin sadece rastgele bir olay olmadığını, uzun vadeli fay davranışlarının bir parçası olabileceğini vurguluyor.

Jeoloji Uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, bu karmaşık durumu değerlendirirken, fayların davranışlarını incelemek gerektiğini belirtiyor. Özellikle 2016 yılında meydana gelen ve bölgede büyük bir endişe yaratmış olan 4,4 büyüklüğündeki Yalova depremi, bu değerlendirme sürecinde kritik bir rol oynuyor. Alman bilim insanlarının 2019’da yayımladığı detaylı bir çalışma, bu deprem öncesindeki ve sonrasındaki mikrodepremlerin, Çınarcık Fayı’ndaki yavaş kayma hareketleriyle bağlantılı olabileceğini ortaya koymuştu.

Araştırmacılar, 2016 depremi sonrası yaklaşık 50 gün boyunca devam eden deformasyon sinyaline dikkat çekiyor. Bu sinyal, fayların yavaşça hareket ettiğini, yani ‘creep’ davranışını sergilediğini gösteriyor. Bu durum, gelecekte benzer sarsıntıların meydana gelme olasılığını artırabilir.