Batı Şeria’nın kalbinde, zeytin ağaçlarının yeşilliğiyle dolu vadiler, İsrail güçlerinin ve yerleşimcilerinin hedef tahtası haline geliyor. Ekim ayının başından itibaren, zeytin hasadı mevsiminin başlamasıyla birlikte, işgalci İsrail ordusu ve yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırı sayısı alarm verici bir şekilde yükseldi. Filistin Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimlerinin gölgesinde, binlerce Filistinli çiftçinin temel geçim kaynağı olan zeytin hasadı, şiddet ve tehditlerle dolu bir hale geldi.
Ayrım Duvarı ve Yerleşim Birimleri Mücadele Konseyi’nin resmi raporlarına göre, bu dönemde 219 saldırı meydana geldi. Bu saldırıların 177’si doğrudan İsrail ordusu tarafından gerçekleştirilirken, 42’si ise ordu ile yerleşimcilerin işbirliği sonucu gerçekleşti. Bu işbirliği sonucunda, 3 Filistinli hayatını kaybetti. Saldırıların büyük bir kısmı, zeytin hasadı mevsimine özel olarak tasarlandı ve çiftçilerin zeytin ağaçlarına yaklaşmasını engelleyerek, hasatlarını çalmak ve ağaçlara zarar vermek gibi yöntemlerle gerçekleşti. Bu durum, Filistinli çiftçiler için sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda yaşamlarını tehdit eden bir durum oluşturuyor.
Saldırıların en belirgin özelliği, zeytin hasadı mevsimine doğrudan bağlantılı olmasıydı. 136 saldırı, zeytin toplayan çiftçilerin hedef alınması, arazilerine erişimlerinin engellenmesi ve ürün hırsızlığı gibi eylemleri içeriyordu. Ek olarak, 44 saldırı daha, zeytin ağaçlarına zarar verme ve hasat ekipmanlarının çalınması gibi şekillerde gerçekleşti. Bu tür eylemler, çiftçilere hem fiziksel hem de maddi zararlar vererek, hasatlarını tamamlayamamalarına neden oluyor.
Konseyin verileri, bu saldırıların sayıca artış gösterdiğini ortaya koyuyor. 2022 yılında 136, 2023 yılında 333, 2024 yılında 407 ve 2025 yılında 441’in üzerine çıkan saldırı sayısı, İsrail’in Batı Şeria’daki işgalinin ve Filistinli çiftçilere yönelik uygulanan baskının boyutunu gözler önüne seriyor. Zeytin hasadı mevsiminin, Filistinli topluluk için hayati öneme sahip olduğu ve bu mevsimde gerçekleştirilen saldırıların, sadece çiftçilerin geçim kaynaklarını değil, aynı zamanda Filistinli halkın direniş ruhunu da zedelemeye çalıştığı açıkça görülüyor. Bu durum, uluslararası toplumun harekete geçerek, İsrail’in bu saldırıları durdurmasını ve Filistinli çiftçilerin güvenliğini sağlamasını talep etmesi gerektiğinin altını çiziyor.