Türkiye’nin medya gündemine bomba gibi düşen bir gelişen yaşandı. Sözcü Gazetesi yazarı İsmail Saymaz, elektronik kelepçe takılı halde SÖZCÜ TV’deki ‘Hafta Başı’ programına katıldı. Bu sıra dışı durum, Saymaz’ın yaşadığı hukuki süreçte ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasıyla ilgili önemli detayları gün yüzüne çıkardı. Saymaz’ın bu canlı yayına katılması, adeta bir meydan okuma olarak da değerlendiriliyor.
Sözcü.com.tr editörü arkadaşımız Mustafa Balcı ve Gazeteci Şaban Sevinç’in 9 Ekim’de tutuklanmasıyla başlayan süreçte, İsmail Saymaz da ev hapsi ve ardından elektronik kelepçe ile yayına bağlanarak, bu zorlu süreçte yaşadığı sıkıntıları ve düşüncelerini paylaştı. Saymaz, ‘iyi akşamlar’ diyerek başladığı açıklamalarında, bu durumun bir gurur kaynağı olmadığını, aksine bir zorunluluk olduğunu ve gazete mesleğinin bir gösteri sanatı olmadığını vurguladı. Kendisinin bu işi, bir hobinin erbabı değil, sadece bir meslek olarak icra ettiğini belirterek, yaşadığı sorunları bir belediye işçisinin kazası olarak tanımladı.
Saymaz, büyük bir haksızlığa uğradıklarını ifade ederek, özgürlüğünün kısıtlanmasının yanı sıra gazetecilik işine devam edememesinin de bir sorun olduğunu belirtti. Suçunun ve mesleki kusurunun olmadığını vurgulayarak, evlatlarının bu durumu nasıl anladığını anlatırken, 'Ayak saati' bahanesiyle onlara bir yalan söylediğini ve bu durumun ne kadar tuhaf bir hal olduğunu ifade etti. Elektronik kelepçenin kendisi hakkında da detaylı bilgiler vererek, şarj sorumluluğunun kendisinde olduğunu ve duş alırken bile kelepçenin ayağında olduğunu aktardı.
Sözcü’ye yapılan açıklamalar sırasında Saymaz, Türkiye’den başka gidecek yer olmadığını, hem yurtdışı yasağı hem de ev hapsi aldığını ve bu durumun kendisini derinden etkilediğini belirtti. Tutuklu meslektaşlarının ziyaretleri sırasında yaşananları da anlatırken, 'Onlar tutuklandılar ve çok üzüldüm. Beklemiyorduk onlar da beklemiyordu. Sarıldık vedalaştık. Sizi ziyarete geleceğim dedim. Biz eve gittik gece uyuduk sabah uyandık ve ev hapsine dönmüş durumumuz ama yine de uyanır uyanmaz yine mi dedim.' diyerek, bu süreçte yaşadığı duygusal karmaşayı dile getirdi. Saymaz’ın bu ifadeleri, Türkiye’de basın özgürlüğünün ne kadar kırılgan olduğunu ve gazetecilerin karşılaştığı zorlukları gözler önüne serdi.