Yayıncılık dünyası, yapay zeka (YZ) teknolojilerinin yükselişiyle yeni bir döneme giriyor. YZ şirketlerinin, kitapları ve yayın içeriklerini telif ödemeden veri setlerinde kullanması, sektörde adeta bir kriz habercisi gibi. Bu durum, içeriklerin hangi koşullarda kullanıldığının tam olarak belirlenmesini ve hak sahiplerinin korunmasını isteyen yayıncılar ve yazarlar için büyük bir endişe kaynağı oluşturuyor.

Avrupa’daki sahafların, kitapların toplu olarak satın alınarak tarandıp, ardından imha edildiği iddialarına tepki veren sektör, Türkiye’den kitap siparişi veren firmaların da etik olmayan uygulamaları konusunda kaygılarını dile getiriyor. Yayıncılık sektörü, YZ’nin potansiyelini kabul etse de, bu teknolojinin etik ve yasal çerçeveler içinde kullanılması gerektiğinin altını çiziyor. Özellikle akademik yayınlar ve nadir eserler, bu hassas süreçte daha da dikkatli olunması gereken kategoride yer alıyor.

Yayıncılık sektörünün önde gelen temsilcisi Halil Çelik, Anadolu Ajansı’nın dosya haberinin sonuncusunda, YZ’nin yayıncılık üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Çelik, YZ modellerinin eğitiminde kullanılan içeriklerin, kitabın yaratım sürecinde emeği geçen yazar, çevirmen, editör, yayınevi ve tasarımcı gibi tüm paydaşların katkısını karşılıksız kullanmanın kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kitabın sadece kopyalanması değil, yıllar içinde oluşturulan ve ticari değer taşıyan içeriklerin, YZ şirketlerinin ticari modellerine dahil edilmesi de büyük bir sorun teşkil ediyor.

Çelik, özellikle eski ve nadir kitapların YZ şirketlerinin veri setlerinde kullanılması konusundaki endişelerini dile getirdi. Bazı eserlerin taranabilmesi için fiziksel olarak parçalanabileceğini belirterek, bu durumun kültürel miras açısından ciddi riskler oluşturabileceğine dikkat çekti. Bir kütüphanede veya sahafın rafında bulunan son birkaç nüshadan biri, dijitalleştirme sürecinde fiziksel olarak yok edilebilir. Bu durum, hem içerik dijital olarak çoğaltılırken, hem de kültürel miras niteliğindeki fiziksel bir nüsha ortadan kalkabilmektedir. Yayıncılardan temel beklentilerinin içeriklerin kullanımına ilişkin şeffaflık ve adil bir lisanslama mekanizması olduğunu belirtirken, kitapların tamamına veya büyük veri setlerine dayalı YZ eğitiminin gelecekte yayıncılar açısından yeni bir lisanslama alanına dönüşebileceğini vurguladı.

Güncel hukuki çerçevede eser sahibinin çoğaltma, işleme, yayma ve diğer mali haklarının korunduğunu belirten Çelik, YZ modellerinin eğitiminde eserlerin veri seti olarak kullanılmasına ilişkin özel bir düzenlemenin henüz bulunmadığını vurguladı. Bu durum, önemli bir hukuki boşluk ve yorum alanı oluşturuyor. YZ şirketlerinin hangi içeriklerle eğitim yaptığını belirli bir standartta açıklaması, ticari amaçlı YZ eğitimi için lisanslama ve telif ödeme modeli kurulması ve yayıncılar, yazarlar ve diğer hak sahipleri adına toplu lisanslama yapılabilecek bir sistemin geliştirilmesi gerektiği savunuldu. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda yapay zeka eğitimi amacıyla kullanımın açık biçimde tanımlanması, hak sahiplerinin izin verme veya kullanım koşullarını belirleme imkanının güvence altına alınması, eğitim verilerinin kaynağı konusunda şeffaflık yükümlülüğü getirilmesi ve ihlal halinde etkili yaptırım mekanizması oluşturulması gerektiğini sonlandıran Çelik, YZ çağında yayıncılığın sürdürülebilir bir şekilde işlemesi için acil ve kapsamlı bir düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.