İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’ndeki operasyonları, dehşet verici bir gerçekliği gözler önüne seriyor: İsrail ordusunun kendi askerleri, sivillerin hedefli katliamında doğrudan rol oynamış. Haaretz gazetesine sızdırılan, isimleri belirtilmeyen dört askerin ifadeleri, İsrail’in savaş yöntemlerinin etik sınırları nasıl aşabileceği konusunda endişe yaratıyor. Bu itiraflar, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını ‘soygun’ olarak tanımlayan uluslararası tepkilere yeni bir boyut kazandırıyor.
Askerlerin itirafına göre, İstihbarat Dairesi (AMAN) tarafından yürütülen operasyonlarda, sivillerin tahliye edilmeksizin binalara yönelik saldırı talimatları verilmiş. Saha istihbarat görevlisi A, Hamas ve askeri kanat hakkında neredeyse hiçbir bilgiye sahip olmamalarına rağmen, hızla değişen kriterler sayesinde terörist olarak sınıflandırma ölçütlerinin esnetildiğini ve ‘yan hasar’ olarak kabul edilen sivillerin hedefli öldürülmesine izin verildiğini itiraf etti. Bu durum, sivillerin korunması gereken temel bir ilkenin, savaşın acımasızlığı içinde nasıl bir kenara itildiğini gösteriyor.
Sivillerin zarar göreceğinin açık olduğu Cibalya Mülteci Kampı’na yapılan hava saldırısında, İzzeddin el-Kassam Tugayları komutanı İbrahim Bivari’nin hedef alındığı ve onlarca sivilin kasten öldürüldüğünün ortaya çıkması şok etkisi yarattı. Asker D., saldırının planlanmasında, komutanın yer altında, büyük binaların altında olduğu bilgisinin yeterli bulunmadığını ve bu nedenle hala içinde insanların yaşadığı binaların yıkılmasına karar verildiğini anlattı. Bu durum, sivillerin güvenliğinden sorumlu askeri istihbaratın başarısızlığını ve sivillerin hayatlarını tehlikeye atan karar alma süreçlerini gözler önüne seriyor.
İHA biriminde görevli asker B, 20 civarında Filistinli sivilin yaralanma ve ölme ihtimalini barındıran saldırılar için üst makamlardan onay almadıklarını itiraf etti. Kara saldırıları başlatmadan önce yüksek katlı binalara ilişkin inceleme yapan ve nüfusun yaklaşık yüzde 25’inin hala evlerinde yaşadığını tespit eden asker C, kalan nüfusun ‘hedef’ olarak belirlendiğini ve savunma öncelikli denilerek sivil kayıpların makul olmayan boyutlara ulaştığını ifade etti. Bu itiraflar, İsrail ordusunun savaş stratejisinin, siviller üzerindeki etkilerini ve etik sınırları nasıl aşabileceğini sorgulamaya açık bırakıyor. ‘Breaking the Silence’ adlı insan hakları örgütünün yöneticisi Nadav Weiman’ın, Hamas mensubunu suikastla öldürmek için 300 sivilin katledilmesine göz yumulamayacağını söylemesi, bu durumun ciddiyetini bir kez daha ortaya koyuyor.”} |{