Mersin Büyükşehir Belediye Meclisi, son dönemde yaşanan siyasi ve hukuki karmaşanın merkez üssü konumunda, ekim ayı olağan toplantısını olağanüstü koşullar altında gerçekleştirdi. Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki çok amaçlı salon, Meclis 2. Başkan Vekili Hasan Özalp Önal’ın başkanlığını üstlendiği toplantıda, seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu yargılanması, demokratik temsil hakkının korunması ve halk iradesinin önemi gibi kritik konular mercek altına alındı.
Toplantı gündemine, birimlerden gelen üç madde ve ek gündeme dahil edilen iki madde yer aldı. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve bazı ilçe belediye başkanlarının tutuklama kararları, Meclis üyeleri arasında derin endişe ve tartışmalara yol açtı. CHP ve DEM Parti temsilcileri, seçilmiş yöneticilerin tutuklu yargılanmasının, hukukun üstünlüğü ilkesine ve demokratik sürecin sağlıklı işleyişine aykırı olduğunu vurgulayarak, tutuksuz yargılanma talebinde bulundular. Ayrıca, seçilmiş başkanların görevden alınması durumunda, Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Vekili’nin nasıl seçileceğine ilişkin düzenlemelerin de değerlendirildiği açıklandı: 13 Ekim tarihi, bu önemli seçim için belirlendi.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Başkan Vekili Önal, yaşanan tutuklamaların Meclis’in ilk kez toplanmasının nedenini işaret etti. Vahap Seçer’in 31 Mart yerel seçimlerinde elde ettiği yüzde 60’lık oy oranını hatırlatarak, seçilmiş başkanların tutuklanmasının sadece hukuki bir mesele olmadığını, aynı zamanda demokratik temsil açısından da değerlendirilmesi gereken önemli bir durum olduğunu vurguladı. Önal, hukukun üstünlüğüne ve masumiyet karinesi gibi temel demokratik ilkelerin korunmasının önemine dikkat çekerek, seçilmiş yöneticilerin tutuksuz yargılanması çağrısında bulundu.
Toplantıda yer alan siyasi partilerin temsilcileri, farklı yaklaşımlar sergilediler. CHP’den Gülşah Yıldırım Genç, Mersin’deki belediyelere yönelik adli süreçlere tepki göstererek, seçilmiş başkanların görevden alınmasını kınadı. DEM Parti’den Feride Aslan Bilgiç ise, yaşanan gelişmeleri Türkiye’deki hukuk ve demokrasi tartışmalarından bağımsız değerlendiremeyeceğini belirterek, hukukun herkes için eşit ve adil olması gerektiği vurgusunu yaptı. AKP’den Mustafa Turan ise, devam eden adli süreçleri tartışmamayı tercih etti. Bu durum, Mersin’deki siyasi belirsizliğin ve demokratik süreçlerde yaşanan gerginliğin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.