Türkiye'nin iş gücü piyasasının geleceği, 2027 yılı asgari ücretiyle şekillenecek. Milyonlarca çalışan ve onların ailelerinin yaşam standartlarını doğrudan etkileyecek bu rakam, ekonomik belirsizlikler ve kronik enflasyon ortamında şekillenmeye hazırlanıyor. Mevcut koşullar altında, 2027 yılı için yapılacak ilk tahminler, geleceğe dair önemli ipuçları sunuyor.
2026'nın ilk yarısında uygulanan asgari ücret, sonrasında yaşanan yüksek enflasyonla ciddi oranda değer yitirdi. Yılın tamamında herhangi bir iyileştirme yapılmaması, çalışanların gelirlerinin satın alma gücünü önemli ölçüde azalttı. Şimdi ise ekonomistler, 2027 yılı için ilk tahminleri yaparak, bu durumun nasıl bir seyir izleyeceğine dair bir çerçeve oluşturmaya çalışıyor. Ekonomist Mahmut Aydoğmuş'un sunduğu değerlendirme, bu konuda dikkatli olunması gereken önemli noktaları içeriyor.
Mahmut Aydoğmuş'un yaptığı hesaplamalara göre, 2027 yılı asgari ücreti yaklaşık 37 bin TL seviyesinde olabilir. Bu tahmin, Orta Vadeli Program'da yer alan 2026 yılı sonu enflasyon tahmini olan %28,4'ün doğrudan ücrete yansıtılması durumunda ortaya çıkıyor. Ancak, Aydoğmuş, bu rakmanın sadece bir başlangıç olduğunu, gerçek değerin enflasyonun yanı sıra, 2026'da yaşanan satın alma gücü kaybının da dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Bu durum, asgari ücretin gelecekteki artışlarının sadece enflasyonla mücadele etmekle kalmayıp, aynı zamanda geçmişteki kayıpları telafi etmeyi hedeflemesi gerektiği anlamına geliyor.
Ekonomist Aydoğmuş'un yaptığı vurgu, asgari ücretin sadece bir zamma indirgenemeyeceğini, çalışanların gerçek yaşam standartlarını iyileştirecek kapsamlı bir politikaya dönüştürülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Yılın geri kalanında hala enflasyon riskinin devam etmesi ve 2026'da yaşanan satın alma gücü kaybının telafi edilmesi gerektiği göz önüne alındığında, 2027'deki asgari ücretin belirlenmesi oldukça zorlu bir süreç olacak. Bu nedenle, 2027'deki asgari ücretin, sadece bir tahmin değil, aynı zamanda geleceğe dair bir yol haritası niteliğinde olması gerekiyor.