Uluslararası finans piyasalarında önemli bir gelişme yaşanıyor. 71 ekonomistin katılımıyla gerçekleşen son ankette, ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvillerinin getirisiyle ilgili beklentiler önemli ölçüde yükseltildi. Bu durum, yatırımcıların risk algısını yeniden şekillendirme potansiyeline sahip. 2-7 Ekim tarihleri arasında yapılan değerlendirmeler, faiz oranlarının beklentilerin ötesinde kalacağına dair güçlü bir sinyal veriyor.
Anket sonuçlarına göre, 2026 yılı sonu için tahvil faizi beklentisi yüzde 5,1'e yükseldi. Temmuz ayında yer alması gereken yüzde 4,4'lük rakamdan 0,7 puanlık bir artış bu, ekonomistlerin borçlanma maliyetlerinin uzun vadede daha yüksek seviyelerde kalacağına dair artan endişelerini gösteriyor. 2027 ortası için yüzde 4,96 ve yıl sonu için yüzde 4,78 gibi tahminler, faizlerin gerileme ihtimaline rağmen beklentilerin üzerinde seyredeceğini ortaya koyuyor.
Bu artış, hisse senedi piyasaları üzerinde nasıl bir etki yaratacak sorusu ise yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor. Yüksek faiz ortamının, şirketlerin karlılıklarını olumsuz etkileyip enflasyon ve borçlanma riskleri nedeniyle yatırımcıların riskten kaçınmasına neden olup olmayacağını belirlemek önemli. Geçmişte, faizlerin yükseldiği dönemlerde şirketlerin güçlü performansları hisse senedi piyasalarını desteklemiş olsa da, bu durumun değişebileceği de göz ardı edilmemeli.
Piyasanın odağına, 14 Ekim Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyon verileri olacak. Beklentilerin üzerinde bir veri, Federal Rezerv'in (Fed) faiz artışlarını hızlandıracağına dair sinyalleri güçlendirerek tahvil getirilerinde ve hisse senedi piyasalarında daha da yükselişlere neden olabilir. Buna karşılık, enflasyon beklentilerinin altında bir veri, piyasalarda bir rahatlama yaratabilir ve risk iştahını artırabilir.