İstanbul'un kalbinin attığı Saraçhane semtindeki bir mahkeme salonunda, demokratik ifade özgürlüğünün savunucularıyla devleti arasında geçen uzun ve çalkantılı süreçte bir zafer yaşandı. İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına karşı düzenlenen protestolara katılarak hukukun üstünlüğünü sorgulayan 45 genç hakkında açılan davada, mahkeme heyeti önemli bir karar açıkladı. Bu kararla, 88 genç özgürlüklerine kavuşurken, adalet sisteminin gücü bir kez daha gözler önüne serildi.
İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesi'nin verdiği karar, yalnızca 44 kişinin “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçundan beraatine ilişkin değil, aynı zamanda ifade özgürlüğünün sınırlarının ve bu özgürlüğün korunmasının önemini de vurgulayan bir mesaj içeriyordu. Mahkeme, bir sanığın sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımların, suç işlemeye tahrik niteliği taşıdığını belirterek 7 ay 15 gün hapis cezası vermiş ve bu cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmişti. Bu durum, ifade özgürlüğünün sınırlandırılması konusundaki hassasiyetin ve dikkatli bir yaklaşımın gerekliliğini bir kez daha hatırlatmıştı.
Duruşmalara katılan İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, bu süreç boyunca vurgulanan önemli noktalardan bahsederken, şiddetin hiçbir şekilde özgürlükle bağdaşamayacağını ve özgürlüğün yasaklanmadıkça geçerli olacağını ifade etti. Ayrıca, İstanbul Valiliği’nin 19 Mart 2025’te aldığı toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması yasağının hukuka aykırı olduğuna da dikkat çekti. Baro’nun açtığı davada verilen iptal kararı, Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi tarafından Valiliğin istinaf başvurusu reddedilerek kesinleştirilmişti. Bu durum, hukukun üstünlüğünün ve idarenin keyfi uygulamaların engellendiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyordu.
Son olarak, ilk 45 kişinin yargılamasının tamamlanmasının ardından mahkeme, dosya kapsamındaki diğer 45 gencin de beraatini kararlaştırdı. Böylece, peş peşe görülen iki duruşmada 90 gençten 88’i hakkında beraat kararı verildi ve adalet algısı güçlendirildi. Bu tarihi karar, demokratik katılımın ve ifade özgürlüğünün önemini bir kez daha ortaya koyarken, hukukun üstünlüğünün ve adil yargılamanın da vazgeçilmez bir unsur olduğunu hatırlatarak, gelecekte benzer durumların daha etkin bir şekilde yönetilmesine katkı sağlayacaktır. Sanıklara verilen hafif cezalar ise, adalet sisteminin farklı boyutlarını da gözler önüne serdi.