Türkiye’nin hukuk camiasının nabzını tutan Şamil Tayyar, son baro seçimleriyle ilgili yaptığı değerlendirmelerle dikkatleri üzerine çekti. İstanbul 2 Nolu Baro seçimlerinin ardından, iktidarın desteklediği adayın kaybı üzerine yaptığı yorumlar, baroların geleceği ve siyasi etkileşimleri hakkında önemli soruları beraberinde getirdi.
Tayyar, sosyal medya paylaşımlarında, seçimin sadece bir sonuç olmadığını, aynı zamanda baroların yapısındaki derin sorunlara işaret ettiğini savundu. ‘Küçük olsun benim olsun’ anlayışının baroları da bölünmüş, kategorize etmiş ve siyasi etki alanlarına yayılmış bir yapıya yol açtığını vurgulayan Tayyar, “İnşallah, şimdi kalkıp ‘3 Nolu Baroyu kuralım’ demezler” diyerek, bu durumun potansiyel sonuçlarına dair bir uyarı niteliğindeydi.
Bu durum, özellikle İstanbul 2 Nolu Baro seçimlerinde yaşananların perde arkasını gözler önüne serdi. Ankara’da yaşanan benzer bir durumun ardından İstanbul’da da AK Partili bir adayın kaybı, baro yönetimindeki siyasi dengelerin kırılmasının bir göstergesi olarak yorumlandı. Bir avukat dostu aracılığıyla edinilen bilgilere göre, baro üyelerinin çoğunluğunun Cumhur İttifakı’nı desteklediği ve kaybeden adayın, dışarıdan bir genç avukatın desteklenmesi nedeniyle tepki topladığı öğrenildi. Bu durum, baro yönetiminde yerel dinamiklere ve üyelerin hissiyatına önem verilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sorunlara dair önemli bir ders niteliğindeydi.
Tayyar’ın açıklamaları, AK Parti tabanının, iktidarın dayatmalarına karşı çıkışının bir ifadesi olarak da değerlendiriliyor. Fon krizinde yaşanan benzer tepkilerle paralellikler çizen Tayyar, baro seçimlerini, siyasi anlayışın sorgulanması ve alternatif çözümlerin arayışının bir fırsatı olarak gördüğünü belirtti. Bu durum, baroların geleceği ve hukuk camiası üzerindeki etkilerinin yeniden tartışılmasına zemin hazırladı.”} attı: