İstanbul’un hukuk arenaсында yeni bir döneme imza atan İstanbul 2 No’lu Barosu’nun seçimi, beklenmedik bir sonuçla sonuçlandı. AKP ve MHP’nin birlikte oluşturduğu bir yapının kurduğu bu baroda, hukuk camiasının farklı kesimleri arasında rekabet yaşandı. Seçim, sadece bir baro başkanının seçilmesinin ötesinde, Türkiye’nin hukuk anlayışındaki farklı eğilimlerin de haritasını çizen bir olay olarak tarihe geçti.
Seçimde, Rıza Saka’nın 1022 oy ile seçimi kazanması, beklenmedik bir gelişmeydi. Saka, İslami ve milli görüşlerin sentezini temsil eden bir aday olarak öne çıkarken, Ali Kasım Tuna’nın AKP ve MHP’nin desteğini alması, seçim atmosferini daha da karmaşık hale getirmişti. Murat Güneş’in ise yalnızca 51 oy alması, seçimin genel eğilimini daha da belirginleştirmişti. Seçimi kazanan Saka’nın destekçilerinin coşkulu kutlamaları, baro seçimlerinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Seçim öncesinde Ali Kasım Tuna’nın adaylığına güçlü bir destek gelmiş, AKP İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir ve eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop gibi isimler Tuna’ya açık destek beyanlarında bulunmuştu. Ancak, seçimin ardından ortaya çıkan 6 oy farkı, Tuna’nın kampının büyük bir hayal kırıklığına uğramasına neden oldu. Tuna’nın, oy sayımındaki usulsüzlük iddialarıyla seçim sonuçlarına itiraz etmesi, sürecin potansiyel risklerini de ortaya koydu.
Tuna, sosyal medya platformlarında yaptığı açıklamada, 31 oyun geçersiz sayılması ve sandıkta yaşanan usullere aykırı durumların dikkate alınmaması gerektiğini vurgulayarak İlçe Seçim Kurulu’na başvuracağını duyurdu. Bu durum, seçimin ardından ortaya çıkan gerilimi daha da artırırken, Türkiye’nin hukuk camiasında seçim sürecinin değerlendirilmesine başlanmasına neden oldu. Seçim sonuçlarının kesinleşmemesi ve itirazların devam etmesi, İstanbul 2 No’lu Barosu’nun geleceği hakkında belirsizlik yarattı ve hukuk alanında yeni tartışmaların başlamasına zemin hazırladı.