Londra’da eğitim gören genç bir kız olan Su Atacan, okulu tarafından belirlenen katı kılık kıyafet ve disiplin kurallarına karşı beklenmedik bir meydan okuma başlatarak dikkatleri üzerine çekti. ‘İsyanlardayım’ diyerek, sadece siyah renklerin giyilebildiği, lacivert ve gri renklerin yasak olduğu bir ortamda, okulda takı kullanımının da tamamen engellendiğini ilan etti. Bu durum, ‘Kendimi liseye dönmüş gibi hissettim’ sözleriyle dile getirilen şaşkınlığın ve özgürlük arayışının bir yansıması olarak yorumlanabilir.
Su Atacan’ın isyanı, aslında Türkiye’nin geçmişte yaşadığı benzer deneyimlere bir gönderme niteliğinde. İlkokullarda her öğrencinin siyah önlük giydiği, orta ve lisede ceket, kravat ya da okul üniformalarının zorunlu olduğu dönemler, takı kullanımının yasak olduğu, saç şeklinin bile kurallara tabi tutulduğu bir çağdı. Ancak zamanla, bu kılık kıyafet kuralları, ‘siyah önlük yerine mavi önlüğe geçiş’ ve ‘kılık kıyafet kuralları rafa kaldırıldı’ şeklinde bir değişim yaşandı. Eğitimde kalite düşüşünün, bu türden otoriter ve esnek kuralların sürekli değişimiyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Milli Eğitim Bakanları’nın her gelmesiyle kafasına göre kuralları değiştirmesi, eğitimde eşitlik ilkesinin uygulanmasını zorlaştırmıştır. Türkiye’de de benzer şekilde, kılık kıyafet kurallarından vazgeçildikten sonra eğitimde kalite yavaş yavaş düştüğü ve daha sonra getirilen formaların zorunluluğu ile birlikte bu durumun düzeltmeye çalışıldığı görülmektedir.
Su Atacan’ın isyanı, eğitimde eşitlik ilkesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguluyor. Eşitlik ilkesi, kılık ve kıyafet kurallarıyla başlar. Okulların, her öğrencinin kendini özgür ve rahat hissedeceği bir ortam yaratması, öğrencilerin bireysel özelliklerini ve potansiyellerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olacaktır. Ancak, her okulun kendi öğrenci kıyafetini (model ve renk) okul yönetimi kararıyla belirleme ilkesinden de vazgeçilmesi, tüm Türkiye’deki öğrenciler için aynı kıyafeti kullanılması gerektiği yönünde bir öneri sunmaktadır. Bu, çocukların arasındaki suç işleme ve zararlı madde kullanım oranlarını düşürmede etkili olabilir, dış görünüşe göre ayrımcılığı ortadan kaldırarak, toplumda çocuk ve gençlerin yararına bir otokontrol gelişmesine katkıda bulunabilir.
Su Atacan’ın hikayesi, İngiltere’de de benzer kılık kıyafet uygulamalarının yaygın olduğunu ve birçok Avrupa ülkesinde bu kurallar harfiyen uygulandığını gösteriyor. Bu durum, zengin-fakir ayrımını, kıskançlığı, gruplaşmayı ve zorbalığı ortadan kaldırarak, çocukların eğitimlerine daha iyi odaklanmalarını sağlamaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, cep telefonu ve ekran kullanımı da yasaklanan bu okullarda, Su Atacan’ın maruz kaldığı kılık kıyafet yasakları, aslında onun yararına olacak bir deneyim olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, bu durum, eğitimde otorite ve özgürlük arasındaki dengeyi sorgulamamıza ve daha yenilikçi yaklaşımlar geliştirmemize olanak tanımaktadır.”} Kelupler'in Şampiyonu! (Şampiyonluk için yarışan futbol takımları arasında en iyi olanlar) Mehmet İnanç'ın Başarılı Hikayesi (Eğitimde başarının önemi ve çalışma azmi) Peru'da Beklenmedik Bir Seçim (Yerel yönetimlerde sıra dışı adaylar ve sonuçları)
```json {