Türkiye'nin siyasi manzarası, son dönemde önemli bir dönüşümün habercisi olarak şekilleniyor. İngiltere'de yoğun bir şekilde tartışılan, Türkiye pasaportlu vatandaşlarının ve farklı coğrafyalarda yaşayan Kürt topluluklarının varlığına dair bilgiler ışığında, ülkenin geleceği için çizen önemli isimlerle yapılan özel görüşmelerden derlenen bu rapor, sürecin mevcut durumunu ve potansiyel sonuçlarını değerlendiriyor. Zazalar, Kırmançılar, Suriyeli ve Iraklı Kürtler gibi farklı toplulukların hayatın içindeki varlığı, Türkiye'nin toplumsal yapısındaki çeşitliliğin bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Geçen hafta Londra'da gerçekleştirilen toplantılarda, Türkiye'nin Kürt topluluklarıyla ilişkileri, terörle mücadele süreci ve bu sürecin geleceği gibi konular mercek altına alındı. Markette, otelde, lokantada ve sokakta yaşayan Kürt esnaf, garson ve taksi şoförleri, ‘Terörsüz Türkiye’ kavramının ne anlama geldiğini ve bu hedefe ulaşmanın zaman çizelgesini’ sorguluyor. Bu sesler, Türkiye'nin iç siyasetindeki karmaşıklığı ve farklı aktörlerin beklentilerini yansıtıyor. İmralı'ya giden milletvekillerine sorular soruluyor, yanıtları köşelerde yer buluyor ve süreç, adeta bir merakla takip ediliyor.

Cumhur İttifakı'nın temsilcileri, özellikle AK Parti ve MHP'den gelen açıklamalar, terörle mücadele sürecinin önemini ve bu sürecin Türkiye'nin geleceği için ne kadar kritik olduğunu vurguluyor. Hüseyin Yayman ve Feti Yıldız gibi isimler, sürecin sigortası olarak kabul edilen Terörsüz Türkiye çerçeve yasasının Meclis'te aldığı 467 oy ile sürecin önemi ve bu sürecin başarıyla sonuçlanması için atılması gereken adımlar hakkında görüşlerini paylaşıyor. Kamuoyu araştırmalarında, sürece verilen desteğin yüzde 73.4 olduğu belirtiliyor. Bu durum, Türkiye toplumunun terörle mücadele konusundaki birlik ve beraberliğini gösteriyor.

Sohbetler, Türkiye'nin iç ve dış politikadaki stratejileri üzerine yoğunlaşıyor. Özellikle, farklı toplumsal grupların perspektifleri ve bu grupların Türkiye'deki varlığı, ülkenin geleceği için önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. Kürtler'in ‘akrabalarımız’ olarak görülmesi, bin yıllık kardeşliğin vurgulanması ve Çanakkale Savaşı’ndaki ortak mücadele gibi unsurlar, Türkiye'nin geçmişte ve günümüzde farklı topluluklarla ilişkilerinde izlediği yaklaşımı yansıtıyor. Türkiye'nin terör belasını tarihin karanlık çöplüğüne gönderme yapması, bu sürecin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. 21. yüzyıl, Türkiye'nin yüzyılı olacaksa, Cumhuriyet'in ikinci asrında terör sorununun çözülmesi şart.