Türkiye'nin finansal skandallarının en karmaşık örneklerinden biri, Osman Arıkan Nacar'ın kayboluşuyla başladı. 20 milyar liralık bir fonun akıbeti hala çözüme kavuşmamışken, Nacar ailesinin kamu ihaleleriyle adını duyuran bir başka üyesi ortaya çıktı. Ailenin siyasi ve inşaat sektöründeki etkileri, soruşturmanın derinleştirdiği karmaşaya bir yenisini ekledi.

Halil Nacar, kardeşinin kayboluşundan kısa bir süre sonra AKP'ye katılarak siyasi arenaya adım attı. 2024 seçimlerinde Adana’da belediye başkan adayı gösterildi. Seçimi kaybederek eski görevine döndü. Bu durum, ailenin ihalelerde de aktif rol oynamaya başladığının bir göstergesi olarak yorumlandı.

Caber Nacar ise, 2015 yılında kurduğu Canfen İnşaat firmasıyla hızla bir ‘ihale kralı’ kimliğine ulaştı. Şirketin sermayesi, 9.5 yılda 2 bin 70 kat artarak dikkatleri çekti. Canfen İnşaat, orman işletme müdürlüklerinin idari binalarını, lojmanlarını ve diğer tesislerini ihale ederek büyük cirolar elde etti. Özellikle Hatay’daki Dörtyol Orman İşletme Müdürlüğü’ndeki 156 milyon 953 bin TL’lik ihaleyi ve İskenderun’daki 98 milyon 500 bin TL’lik hizmet evi yapımını kazandı. Kahramanmaraş’taki Pazarcık–Narlı Orman İşletme Şefliği’ndeki ihaleler de toplamda 330 milyon 453 bin TL’lik bir gelire dönüştü.

Canfen’in kamu ihalelerinden elde ettiği toplam gelir 627 milyon lirayı aştı. Bu gelirler arasında Adana Ticaret Odası hizmet binası, Akkuyu lojmanları, Alaaddin Keykubat Üniversitesi öğrenci yurdu ve Alanyaspor tesisleri gibi önemli projeler yer alıyordu. CHP’li Milletvekili Cevdet Akay, bu durumun sadece finans dünyasıyla sınırlı olmadığını, siyasetin ve kamu kaynaklarının iç içe geçtiğini vurgulayarak, Nacar’ın bağlantılarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. ‘Nacar kimin kasası?’ sorusu, şeffaflık taleplerinin merkezine yerleşti ve kamuoyunda büyük bir merak uyandırdı.