Yazın sıcak günlerinde, bir sofranın rengi denizden taşınır. Bu haftanın menüsünde, o mavinin en güzel temsilcisi olan palamut yer alıyor. Sofranızın vazgeçilmezi olacak bu lezzeti, hazırlama yöntemleriyle birlikte keşfetmeye hazır olun.
Tezgâklarda sıralanmış palamutlar, bir nevi zamanın durduğu anı temsil ediyor. Her birinin gümüş sırtı, “mevsim geldi” dercesine bir çağrışım yapıyor. Palamut, sofralarımızın sessiz kahramanıdır; hem lezzetiyle hem de özgün aromasıyla bize keyif veriyor. Lüferin nazlılığı, kalkanın mesafesinden uzak duran bir karaktere sahip. Hamsinin şenliği, palamutun ise daha ağırbaşlı ve doyurucu olmasıyla bir tezat oluşturuyor. Bir palamut, iki kişilik bir sofrayı kolayca besleyebiliyor, yanına soğan, roka ve limon gibi basit malzemelerle lezzetini kat kat artırabiliyor.
Palamutun pişirilme sanatı, sabır ve özen gerektiriyor. Balığı öldürmeden pişirmek, onun doğal aromasını korumanın sırrıdır. Soğuk suda yıkanan palamut, buzlu suda kısa bir süre bekletilerek diri kalmaya devam ediyor. Aşırı yıkamak, balığın tadını alıp götürebilir. En basit tarif olan tava palamut, balığı halka halka dilimleyip, tuz ve karabiberle tatlandırarak, dikkatli bir şekilde kızartılarak hazırlanıyor. Burada önemli olan, balığın kurumasını engellemek ve dışının hafif çıtır, içinin ise yumuşak kalmasını sağlamaktır. Yanında ince doğranmış soğan, sumak ve maydanoz gibi aromatik malzemelerle servis edildiğinde, lezzetler bir bütün haline geliyor.