Marmara Denizi'nin karanlık sularında, 2 Eylül'de Alsu isimli bir gemi beklenmedik bir şekilde batmış, bu trajik olay 10 mürettebatın hayatını sonlandırmıştı. Geminin batışından itibaren 41 gün geçmiş olmasına rağmen, 9 kişinin naaşlarına henüz ulaşılabilmiş değil. Ailelerin yaşadığı derin acı ve çaresizlik, yetkililerin bu süreçteki yaklaşımları ve arama çalışmalarının detayları hakkında önemli soruları beraberinde getiriyor.
Silivri açıklarında yaşanan bu felaketin ardından, İmamoğlu ailesi ve diğer yakınları, ailelerinin üyelerinin naaşlarına ulaşmak için sabırla beklemeye başladı. Aileler, arama ekiplerinin yeterli çaba göstermediğini, deniz dibinin detaylı bir şekilde incelenmediğini ve sadece yüzey taramalarının yapıldığını savunuyor. Merve Temel, geminin ikinci kaptanının kızı olarak, arama çalışmalarının hedeflerine ulaşmadığını ve kendi yakınlarının da bu çalışmaların içinde yer almadığını ifade etti. Vali'nin ve bakanlık yetkililerinin ‘Geminin yerini tespit ettik ama bunu çıkaracak olanak bizde yok’ şeklinde açıklamaları, ailelerin çaresizliğini daha da derinleştiriyor.
Olayın ardından, Kuzey Kıbrıs açıklarında 554 metre derinlikte batan bir feribotun kayıp mürettebatlarının naaşlarının bulunması, Marmara Denizi'ndeki arama çalışmalarının eksikliğine dikkat çekiyor. Aileler, Kıbrıs'taki başarılı çalışmaların örnek alınması gerektiğini ve deniz dibinin detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak, yetkililerin bu taleplerine kulak asılmadığını ve sadece yüzey taramalarına odaklanıldığını belirtiyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yaptığı açıklamalar, ailelerin umutlarını daha da azaltıyor: ‘Denizden artık bir insan çıkarma ihtimalimiz zor gözüküyor.’
Merve Temel, babasının hayatını ve kaybıyla ilgili duygusal bir anlatım sergiliyor. 61 yaşındaki babası, Almanya'da yaşayan diğer kız kardeşi için Almanca öğrenmeye çalışırken, hayat dolu ve çocuksu bir ruha sahipti. Aile içi bağların güçlülüğünü ve kaybın yarattığı acıyı gözler önüne seriyor. Recai Yılmaz ise, olaydan etkilenen 9 ailenin her birinin hayatının ne kadar değerli olduğunu ve naaşlarına ulaşmanın bu aileler için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. AFAD’ın kurduğu kriz masasından gelişmeleri takip eden Yılmaz, deniz dibinin tarandığını ve geminin çıkarıldığını talep ediyor. Ailelerin, en azından naaşlarına dokunabilmek ve mezarları başında dua edebilmek için metanetle beklemeye devam ettiğini belirtiyor.”}ص