Türkiye ekonomisinin nabzını tutan fon krizi, yatırımcılar arasında büyük bir belirsizliğe yol açarken, ilk etapta belirli bir kesime yönelik yapılan ödemeler, genel mağduriyet beklentisini daha da yükseltiyor. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) açıklamalarıyla ortaya çıkan tablo, 455 bin 758 tekil yatırımcının yaşadığı zararın sadece bir kısmının karşılanmasıyla sonuçlanırken, 400 bini aşan bir kesim, mağduriyetlerinin tamamının giderilmesi için sabırla bekliyor. Bu durum, krizin etkilerinin ne kadar geniş kapsamlı olduğunu ve uzun süreli olabileceğini gösteriyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 17 fonu tasfiye ederek yaklaşık 43 bin katılımcının parasını ödeme kararı alması, kısa vadede bazı yatırımcılar için bir rahatlama sağlasa da, uzun vadede sorunun çözülmediği ve iktidarın gündemden düşürme stratejisini uyguladığı yönündeki eleştiriler artıyor. İktisatçı Prof. Dr. Yalçın Karatepe, “Bu fon krizinin siyasi ve ekonomik boyutu çok ağır. 20 milyar dolara yakın bir rakam söz konusu. Siyasi etkisi, daha önceki finansal gelişmelerden daha güçlü. Yarım milyona yakın insanın doğrudan cebine dokundu. Vatandaşın cebindeki parayı sınırlı bir kesime aktaran bir mekanizmaydı bu. AKP, bunun siyasi etkisinden kurtulmak için bir an önce gündemden düşürmek istiyor” diyerek, durumun ciddiyetine dikkat çekiyor. Bu yaklaşımın, mağduriyetlerin tam olarak giderilmesini engelleyebileceği ve yatırımcı güvenini daha da zedeleyebileceği vurgulanıyor.
İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı ve Samsun Milletvekili Dr. Erhan Usta da benzer eleştirilerde bulunarak, “Mağduriyetler giderilmeli ama ucu nereye dokunursa dokunsun kararlılıkla gidilmeli. Bugün bu havayı maalesef göremiyoruz. Bu işi AKP’nin üzerine sıçratmadan çözme gibi bir eğilimdeler. Vatandaşı oyalıyorlar” ifadeleriyle, sorunun çözülmesinde siyasi iradenin ve kararlılığın önemine işaret ediyor. Usta, kredi kartı veya kira gibi konularda yatırım yapanların mağduriyet yaşadığını ve bu durumun sadece bireysel bir sorunla sınırlı olmadığını, reel sektör ve bankacılık gibi daha geniş kesimleri de etkileyeceğini belirtiyor. Ayrıca, sorunun sisteme işlemesi için gerekli mekanizmaların hızla devreye sokulması gerektiğini vurguluyor.
Usta, hesapların ortaya çıkması ve listelerin açıklanması konusundaki soru önergesini hatırlatarak, “Belli bir miktarın üzerinde burada giriş çıkış yapanların açıklanması lazım. Bu yatırımcı mahremiyeti falan değil. Nihayetinde bir soygun var. Soygunu yapanın açıklanması lazım. O isimleri biz bilelim ki toplumsal baskı oluşsun. O isimler bilinmeden nasıl para toplanacak” diyerek, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin sağlanmasının önemine vurgu yapıyor. Ayrıca, AKP Grup Başkanı Abdullah Güler’in “vicdanına kalmış” açıklamasına tepki vererek, devletin bu tür vicdanî yaklaşımlarla değil, yapısal çözümlerle hareket etmesi gerektiğini savunuyor. 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonuna yapılan göndermeyle, sorunun kökenine inilmesi ve etkili bir şekilde çözülmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.