Türkiye’nin Özbekistan’daki varlığı, son yıllarda hızla şekilleniyor. Taşkent’ten başlayıp Ankara’ya uzanan bu hikaye, sadece ekonomik yatırımlarla değil, aynı zamanda kültürel etkileşimler ve sağlık sorunları gibi farklı boyutları barındırıyor. Özbekistan’ın kalbi Taşkent, Semerkand, Buhara, Urgenç, Harezm gibi tarihi şehirlerin yanı sıra, Hive’de faaliyet gösteren Türk iş adamları da bu coğrafyada önemli bir rol oynuyor. Uçak, tren, otobüs gibi ulaşım araçlarıyla yapılan yolculuklar, hem fiziksel hem de sağlık açısından önemli kilometre taşları oluşturuyor.

Ankara’ya dönüş yolunda yaşanan yüksek ateş, kusma, ishal ve baş dönmesi şikayetleri, Norovirüs enfeksiyonunun hızla yayılmasıyla ilgili. Hemen Başkent Üniversitesi Hastanesi’ne yönlendirilen Türk yatırımcılar, Profesör Dr. Mehmet Haberal’ın hızlı müdahalesi sayesinde kurtarıldı. Bu olay, Türkiye’nin sağlık gücünü ve Özbekistan’daki yatırımcıların refahını önemsediğini gösteriyor. Bu süreçte, kan tahlili, serum, antibiyotik, MR, röntgen, tomografi gibi yoğun tıbbi uygulamalar yapıldı. İyi ki Profesör Dr. Mehmet Haberal var, Türkiye’nin gururu Hızır gibi:

Türkiye’nin Özbekistan’daki ekonomik etkisi giderek artıyor. 65 bin kadar Türk vatandaşı Özbekistan’da yaşamıyor ve 31 bin kadar Türk de bu ülkede eğitim ve iş hayatıyla ilgili faaliyet gösteriyor. 300’ün üzerinde Türk yatırımı, Piramit Tower gibi önemli projelerden enerji yatırımlarına, otel ve konut projelerine kadar geniş bir yelpazede yer alıyor. Çalık Grubu, İş merkezi, Otel ve Enerji yatırımlarıyla öne çıkarken, Cengiz-Aksa-Odaş Doğalgaz çevrim santrali projeleriyle Özbekistan’ın enerji ihtiyacına önemli katkılar sağlıyor. Urgenç şehrinin elektriğinin yüzde 40’ı bir Türk firmasından, Odaş Enerji aracılığıyla üretiliyor. Bu durum, Türk şirketlerinin Özbekistan’daki enerji sektöründeki etkisini ve bu ülkenin enerji bağımsızlığı yolundaki adımlarını gösteriyor. Ayrıca, tekstil, lokanta ve güneş enerjisi panelleri gibi alanlarda da Türk yatırımları gözlemleniyor.

Özbekistan’daki sosyal ve kültürel atmosfer de dikkat çekici. Süleyman Doğan gibi sosyoloji profesörleri, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Urgenç’te görev yapıyor ve bu şehirdeki eğitim sistemini gözlemliyor. Doğan’ın anlattığına göre, okullarda yabancı dil konusunda Türkçe, İngilizce’den yaygın ve Türk’e saygı inanılmaz. Buhara’dan Urgenç’e otobüs yolculuğu, çöller, bölünmüş yollar, tek yol, bozuk yollar ve hatta böbrek taşı sorunları gibi ilginç deneyimler sunuyor. Özbek mihmandarımızın “Erdoğan Baba, bu yolumuzu yapıverse” talebi, yolların önemini ve yatırımın gerekliliğini bir kez daha vurguluyor. Xalımaxonım süpermarketinde satılan en çok ürün ÇAYKUR Rize Turist Çayı ve her dem yeşil çay oluyor. Gazeteciler Cemiyeti’nin heykelinde Özbekistan’ın en eski foto muhabiri anılıyor. Duvarlardaki yazı ise “Yenilik... Kimin için güç, kimin için ümit, kimin için yaratıcılıktır” ve “Başarı yoktur diye durma... Belki o seni bekliyordur” gibi ilham verici mesajlar içeriyor.