Türkiye halı sektörü, Orta Doğu’ya yönelik ticareti yürütürken karşılaştığı son gelişmelerle adeta alarma geçti. İran, İsrail ve ABD arasındaki gerilimlerin yol açtığı deniz yolu trafiğinin kesilmesi, alternatif bir koridorun, yani Türkiye-Suriye-Ürdün-Suudi Arabistan güzergahının kullanımına itti. Ancak bu durum, sektör için beklenmedik bir krizin başlangıcı oldu.

Bu yeni rota üzerinden, Türk tırları Suudi Arabistan’ın yanı sıra Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Umman ve Yemen gibi ülkelere ürün gönderiyordu. Ancak Suudi Arabistan’ın transit geçiş vizelerini vermede gösterdiği gecikmeler ve bu sürecin uzaması, Suriye’nin bu koridoru kullanmasını engelleyen kilometrelerce uzun tır kuyruklarına neden oldu. Bu durum, sadece halı sektörünü değil, Orta Doğu’ya mal ihracatı yapan tüm Türk firmalarını olumsuz etkiliyor. Siparişleri dört gözle bekleyen alıcıların malları, fabrikaların depolarında sevkiyat beklerken, depoların dolması ve yeni üretim yapamama sorunu ortaya çıkmış durumda.

Bu krizin getirdiği maliyet artışı da kabul edilemez seviyelerde. Normal şartlarda konteyner başına 1.000 ila 1.500 dolar ödenen deniz yolu ihracatında, tırlarla sağlanan karayolu sevkiyatlarında maliyet 10 bin doları aştı. Bu fahiş artış, zaten zorlu koşullarda mücadele eden Türk ihracatçısı için büyük bir yük oluşturuyor. Bu haksız vize bürokrasisi, uluslararası pazarlarda Türkiye’nin rekabet gücünü ciddi şekilde zedeliyor.

TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, bu durumun acilen çözüme kavuşturulması gerektiğini vurgulayarak, Ticaret Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan acil aksiyon almaya davet etti. Suudi yetkililerle masaya oturularak vize sürecinin hızlandırılması gerektiğinin altını çizdi. Aksi takdirde, fabrikalarda yığılan ve sevkiyat bekleyen ürünler üreticinin elinde patlayacak, Körfez pazarlarındaki kalıcı bağlar ve Türkiye’nin rekabet gücü büyük zarar görecektir. Sektör temsilcisi Kaplan, bu kritik noktada diplomatik çabaların ve hızlı müdahalelerin hayati önem taşıdığını vurguladı.”}k